Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
f
large_stringlengths
53
71
o
int64
491
1.77B
s
int64
473
4.21M
rs
int64
191
3.03M
u
large_stringlengths
15
2.65k
c
large_stringclasses
10 values
ts
timestamp[ms]date
2012-05-01 03:39:53
2023-10-05 03:34:10
collection
large_stringclasses
19 values
lang
large listlengths
3
3
prob
large listlengths
3
3
text
large_stringlengths
501
15k
seg_langs
large listlengths
1
427
robotstxt
large_stringclasses
1 value
id
large_stringlengths
32
32
filter
large_stringclasses
1 value
pii
large listlengths
0
97
doc_scores
large listlengths
9
9
./CC-MAIN-20141024030046-00188-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.gz
533,177,717
5,842
16,506
http://www.evimizindoktoru.com/dollenme-nasil-gerceklesir.html
text/html
2014-10-24T21:16:34
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "azj_Latn" ]
[ 0.9998999834060669, 0.00009999999747378752, 0 ]
Döllenme için bir erkek (sperm) bir de dişi (yumurta) hücresine ihtiyaç vardır. Ergenlik çağına ulaşması ile birlikte erkeğin testislerinde her gün milyonlarca sperm üretilir. Genç kızın karın boşluğunda, döl yatağının üst yanlarında iki adet yumurtalık yer alır. Yumurtalıklar birer tüple döl yatağına bağlanmıştır. Milyonlarca sperm üretimine karşılık yumurtalıklarda ayda bir sefer bir tane (nadiren iki tane) yumurta hücresi üretilir. Olgunlaşan yumurta hücresi ay halinin ortalarında (yaklaşık 14. gün) tüplerden birinin içine bırakılır. Yumurta hücresi tüpte birkaç gün spermle buluşmak (döllenmek) için bekler. Bu süre içinde cinsel birleşme olmazsa yumurta hücresi eriyip kaybolur. Rahim boynuna bırakılan milyonlarca sperm, tüpte hazır bekleyen yumurta hücresi ile buluşmak için uzun ve yorucu bir yarışa girerler. En güçlü ve sağlıklı sperm yumurta hücresine ulaşarak döllenmeyi gerçekleştirir. Yumurta hücresi spermi içine alır almaz, geç kalan spermlerin girişine izin vermemek için dış zarında hızlı bir kimyasal değişim gerçekleşir. Döllenmiş yumurta (zigot), tüpün içinde rahme doğru ilerlerken 2-4-8-16…. şeklinde bölünerek çoğalır. Üç-dört günlük bir yolculuktan sonra rahme ulaşır. Rahim iç zarı zigotun tutunup beslenmesi için kan damarlarıyla zenginleşmiş hazır beklemektedir. Rahim iç duvarına tutunan zigot, bölünmeye devam ederek olgunlaşır. Döllenmenin 9. ve 10. gününde yuvalanma (tutunma) işlemi tamamlanır. Bu aşamadaki canlıya embriyo adı verilir. İkinci aydan sonra embriyo fetüs adını alır ve doğuma kadar gelişmesini sürdürür. Embriyonun rahim iç duvarına yapıştığı yerde, kan ve besin ihtiyacını sağlayacak olan plasenta (eş) adı verilen bir yapı oluşur. Cenin, plasentaya göbek kordonu vasıtasıyla bağlanmıştır. Plasentada besin ve oksijen alışverişi anne kanı ile bebek kanı birbirine karışmadan gerçekleşir. Bebek, anneden temiz kan alırken, anneye içinde artıkların bulunduğu kirli kanı verir.
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
be132b382ab602880cf28ff292ee9fe3
keep
[]
[ 8.800000190734863, 10, 10, 9.600000381469727, 10, 10, 10, 2, 10 ]
./CC-MAIN-20140909051713-00300-ip-10-180-136-8.ec2.internal.warc.gz
221,536,120
7,425
20,100
http://genetik.nedir.com/
text/html
2014-09-01T20:57:48
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9998999834060669, 0.00009999999747378752, 0 ]
Genetik nedir? Canlıların özelliklerini ve kalıtsal karekterlerini inceleyen, bu karekterlerin nesillere geçişini belli kalıtım kanunlarına bağlayan, genin yapı ve görevlerini araştıran veraset ilmi. Kalıtım bilimi olarak da bilinir. Biyolojinin bir şubesidir Genetik, 20. asrın başlarında gelişmiş, yeni sayılabilecek bir bilim dalıdır. Bununla beraber, genetiğin konusunu meydana getiren çoğu olaylar ve bunlar hakkındaki düşüncelerin tarihi bir hayli eskidir. Genetik çalışmaları çok eski tarihlerde başlamış, tarih boyunca çeşitli fikirlerle zaman zaman ilerleme ve duraklamalar göstermiştir. Son asırda ise genetik daha evvelki zamanlarla kıyaslanamayacak bir ilerleme ve gelişme göstermiştir. Canlı organizmanın ne şekilde ortaya çıktığı uzun zaman tartışma konusu olmuştur. Her canlı bir canlıdan doğar fikrine varılmadan önce, Avrupa’da algler, kurtlar, salyangozlar vs. gibi ilkel organizmaların, kokuşmakta olan organik maddelerden birdenbire ve kendi kendine meydana geldiklerine, yani kendiliğinden oluş (abiyogenez) fikrine inanılmaktaydı. Grek bilgini Aristoteles de bu fikrin savunucularındandı. Aristo’ya göre, canlılar iki yoldan meydana gelmektedir. Bir kısmı cansız maddelerden türemektedir. Bu görüşe abiyogenez denilmektedir. Canlıların bir kısmı da, kendileri gibi canlı ana-babadan meydana gelmektedir. Bu görüşe de biyogenez denmektedir. Ona göre; "Yüksek organizmalarda ana ve babanın döle verdiği pay eşit değildir. Ana, döle sadece madde verir, baba ise can verir; yani, kalıtımda esas rol babanındır." Aristo gibi döl üzerinde babanın rolünün büyük olduğuna inananlara spermist, ananın rolünün büyüklüğüne inananlara ise ovist denmekteydi. Bu iki akım arasındaki mücadele, mikroskobun gelişmesi, sperm ve yumurtaların hücre yapısının incelenmesi ile son bulmuştur. Bitki ve hayvanların aynı temel yapıya sahip olan ve hücre adı verilen odacıklardan meydana geldiği 17. yüzyılda, mikroskopla anlaşılmıştır. Hücre hakkında yapılan ilk gözlemlerden sonra, 1840’ta Schleiden bitkilerin, Schwann da hayvanların hücrelerden müteşekkil olduğunu belirtmişler ve halen geçerliliğini koruyan "hücre teorisini" kurmuşlardır. 1827’de bitki hücresinin bölünerek iki hücre meydana getirdiği mikroskopta görülünce, hiçbir hücrenin, kendiliğinden bir cansızdan meydana gelmeyeceği ortaya çıktı. O halde hücre, çoğalma özelliğine ve bir döle sahiptir. Yani, hücre bir üreme ünitesidir ve aynı zamanda canlı organizmanın temelidir. 1831’de Robert Brown tarafından bitki hücrelerinde çekirdeğin görülmesi, 1854’te kurbağalarda, 1855’te muhtelif su yosunlarında spermanın yumurtayı döllemesi izlenmiştir. Böylece döllenmede vücut hücrelerinin değil, gametlerinin (cinsiyet hücrelerinin) birleştikleri kesin olarak anlaşıldı. 1840’ta Hofmeister tarafından kromozomların ilk defa görülmesi, hücre bölünmesi (mitoz) sırasında kromozomların birbirine eşit iki yarımdan hangisine gittiğinin anlaşılmasına yardımcı olmuştur. 1887’de Weismann, gametler meydana gelirken kromozom sayısının yarıya indiğini, sonra döllenmeyle kromozom sayısına erişildiğini, eşeyli üremenin sonraki döllerde farklı şekilde fertler meydana getirdiğini açıkladı. Aynı yazar, kalıtsal maddeye idioplazm, kromozomlara idant, kromozomları meydana getiren parçalara da id (gen) adını verdi. Weismann’ın kalıtım maddesinin kromozomlarla dölden döle geçtiğini kabul eden bu teorisine "kromozom teorisi" denir. İnsanlar çok eski devirlerden beri kendilerine faydalı hayvan ve bitkileri yetiştirmiş ve çoğaltmışlardır. Fakat onların eşeyi ve dölde eşey belirmesi hakkında (cinsiyet ortaya çıkması hakkında) çoğu batıl olan yanlış ve eksik düşünceler asırlarca devam etmiştir. Hayvanlarda iki eşey, yani iki ayrı cinsin mevcudiyeti biliniyordu. Bitkilerde ise bu durumun farkına varılması, Avrupa’da 17. asrın sonunda oldu. Asur, Babilliler ve Araplar zamanında hurma ağaçlarının ayrı eşeylerinin olduğu bilindiğinden, bol ürün almak için dişi ağaçların çiçekleri erkek ağaçlardan alınan çiçek tozlarıyla muamele ediliyordu. O zaman bilindiği anlaşılan bu usul, hurmalardan başka bitkilere tatbik edilmedi ve Asya’dan Avrupa’ya geçemedi. Avrupa’da bitkilerde ayrı eşeyliliğin ve eşeyli üremenin yeniden keşfi 17. yüzyıl sonunda olmuştur. Bitki türleri arasında tozlaşma ile tür melezleri elde edilebilmiştir. 1866’da Çekoslovakya’da Gregor Mendel’in bezelye cinsleri arasında yaptığı çaprazlamalar ve elde ettiği sonuçlar, genetiğin temelini meydana getirmektedir. 1900’de De Vries, Correns ve Tschermak’ın kendi çalışmaları Mendel’in buluşlarını doğruladığından, elde edilen sonuçları Mendel Kanunları adı altında toplamışlardır. Mendel Kanunları’nın yeniden keşfi sebebiyle batıda 1900 yılı kalıtım ilminin doğum yılı, Mendel de genetiğin babası olarak kabul edilmiştir. Bateson 1906’da bu genç ilim dalına genetik adını vermiştir. Genetik, ana-babalarla oğul döller arasındaki benzerlikleri ve farkları bir veya daha fazla döller boyunca inceler. Döller arasındaki benzerlik ve farklılıkların meydana gelmesinde kalıtım ve çevrenin karşılıklı olan tesirlerini aydınlatmaya çalışır. Genetik ilminin çeşitli kolları vardır. Her biri günümüzde ayrı bir ihtisas dalı haline gelmiş olan bu dallar arasında "Mendel Genetiği", "popülasyon Genetiği", Sitogenetik başta gelenlerdir. Ayrıca son yıllardaki genetik çalışmaları, "Genetik Mühendislik" adı verilen çığır açacak yeni bir bilim dalını doğurmuştur. (Bkz. Genetik Mühendislik) Sözlükte "genetik" ne demek? 1. Bitki, hayvan ve insanlarda kalıtım olaylarını inceleyen dirimbilim dalı, kalıtımbilim. Genetik kelimesinin ingilizcesi [Genetik (die) ] n. genetics, science of heredity (Biology) adj. genetic n. genetics Köken: Almanca İlgili olabilecek başlıklar Genet nedir? Genetik endüstrisi nedir? Genetik mühendisliği nedir?
[ "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "taq_Latn", "knc_Latn", "taq_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
2b4fe43a9aebe9c6d1f8af4362c3905a
keep
[]
[ 9, 9.899999618530273, 10, 9.600000381469727, 10, 10, 10, 8, 6.800000190734863 ]
./CC-MAIN-20141024030046-00290-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.6.gz
426,698,345
18,623
103,212
http://www.bilgicik.com/yazi/kuvvet-konu-anlatimi/
text/html
2014-10-24T21:20:24
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 1, 0.00009999999747378752, 0 ]
Kuvvet Konu Anlatımı Kuvvet bir cismin şeklini veya hareketini değiştirebilen etkinin adıdır. Birimi Newton’dur. Vektörel bir niceliktir. F ile gösterilir. Bir cismin hareketinde yön, doğrultu ve büyüklüğü üzerinde değişme meydana getirilebilir. Aynı şekilde cismin şeklini değiştirebilir ve bir nokta etrafında döndürebilir.Kuvvet dinamometre denilen düzenekler yardımıyla ölçülür. Ağırlık da bir kuvvet türüdür, cisme yerin uyguladığı kütle çekim kuvvetini ifade eder. Not:Kuvvet vektörel bir nicelik olduğundan vektörler için geçerli olan bütün kurallar kuvvet vektörü için de geçerlidir. Bileşke kuvvet özellikleri, toplama ve çıkarma kuralları, bileşenlerine ait özellikler kuvvet için de aynen geçerlidir. Bileşke Kuvvet İki veya daha fazla kuvvetin etkisini tek başına yapabilen kuvvettir. (Bileşke vektör kavramıyla benzerliğine dikkat edin.) Cismin hareket doğrultusu (daha önceden oluşan bir hız yok ise) daima bileşke kuvvet yönündedir. Bileşke kuvvet eğer; aynı yönlü kuvvetlerin toplamı söz konusu ise bunların büyüklükleri toplamına eşittir. Eğer zıt yönlü paralel kuvvetler söz konusuysa skaler farkları bileşke kuvvetin büyüklüğünü verir. NOT: Fizik sorularında çok kullanılan özel üçgen türleri şunlardır: 3, 4, 5 üçgeni 37°,53°,90° açılarında bir dik üçgendir. Açıların büyüklüğü karşılarındaki kenarın uzunluğu arasındaki ilişkiye dikkat edilmesi gerekir. Uyarı:Birbirini 90° ye tamamlayan iki açının Sinüs ve Cosinüs değerleri birbirine eşittir. a+Q=90° => Sina=CosQ veya Cosa=SinQ alınabilir. Not:Kuvetleri toplarken; uç uca ekleme, paralel kenar, dik bileşenlere ayırma yöntemi kullanılabilir. Burada önemli olan sorunun kısa süre içinde ve doğru çözümünün yapılmasıdır. Sorusuna göre değişiklik göstermesine rağmen çoklu kuvvet vektörlerinin toplamında çokgen (uç uca ekleme) metodu daha kullanışlıdır.
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "eng_Latn", "tur_Latn", "bem_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "bam_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
f73c907c5abbf2d5034519584411e848
keep
[]
[ 7.900000095367432, 10, 10, 9.800000190734863, 10, 10, 10, 1, 0 ]
./CC-MAIN-20141017005730-00308-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.gz
133,969,444
21,307
78,122
http://haber.rotahaber.com/Evrim_sihirbazligi_371784.html
text/html
2014-10-23T04:29:29
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 1, 0, 0 ]
EVRİM SİHİRBAZLIĞI: BİLİMSEL DELİLİ OLMAYAN BİR TEORİYİ BİLİMİN KENDİSİ GİBİ GÖSTERMEK Türkçe sözlüğe göre, Bilim: 1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. 2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Görüldüğü gibi bilim deneysel yöntemlere ve ‘gerçekliğe dayanarak’ yasalar çıkarmaya çalışır. Ancak günümüzde evrim teorisi, bilimin bu tanımından tamamen sapmış olarak sihirbazlık gösterileriyle ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Diğer bir deyişle, olmayan bir görünüşü çeşitli hilelerle insanlara güya gerçek gibi algılatmaya çalışan bir illüzyon çalışmasıyla sürdürülmektedir. Doğa ve canlılar konusunda sadece amatör bir bilgiye sahip olan ve hiçbir zaman gerçek bir biyoloji eğitimi almamış olan Darwin, bu alanda ilk sihirbazdı. Darwin 1859 yılında hiçbir bilimsel bulgu ya da deneye dayanmayan varsayımlarından oluşan Türlerin Kökeni kitabını yayınladı. Bu kitaba göre, evrim teorisi canlıların yaratılmış oldukları gerçeğini reddediyor ve doğal süreçlerin ve rastlantısal etkilerin ürünü olduklarını savunuyordu. Bu teoriye göre bütün canlılar birbirlerinden türemişlerdi.Darwin, teorisini ortaya atarken kendisini destekleyen bilimsel bulguların ileriki yıllarda bulunacağını umuyordu. Ne var ki ilerleyen yıllar evrim teorisinin hiçbir iddiasını doğrulamadı. Aksine evrimin bir açmaz olduğunu ve gelişen 21. yüzyıl bilimi ile, canlılığın başlangıcının tek açıklamasının Yaratılış olduğunu ortaya koydu. Ancak teorilerini bilimsel deliller ve deneysel bulgularla destekleyemeyen evrimciler çareyi, evrim teorisi ile ilgili izahları, canlılar hakkındaki bilimsel açıklamaların arasına karıştırmakta buldular. Bilimsel herhangi bir yazıya baktığınızda ilk birkaç paragrafta canlılar hakkında doğru bilgilere ulaşmanız mümkündür. Ancak ilerleyen satırlarda, birden makalenin bütünlüğü ile hiçbir bağlantısı olmayan mantıkdışı açıklamalara rastlarsınız. İşte aralara serpiştirilmiş bu hayal ürünü açıklamalar Darwinistlerin evrim teorisini bir şekilde kabul ettirebilme çırpınışlarıdır. Darwinistler bilimsel bazı kavramları anlamlarından saptırarak sanki evrim teorisi ile ilişkili gibi gösterirler. Ve bunu insanlara o kadar yoğun olarak işlerler ki örneğin adaptasyon, varyasyon, doğal seleksiyon, mutasyon gibi kavramları duyan kişiler doğrudan doğruya evrimden bahsediliyor zannederler ve evrimi bilimin vazgeçilmez bir parçası gibi görme yanılgısına düşerler. Oysa bu kavramlar canlıların hayatında yer almakla birlikte, bunların evrim teorisi ile hiçbir ilgileri yoktur. Tek tek ele alacak olursak: Adaptasyon; bir canlının, bulunduğu çevrenin değişen koşullarında daha iyi yaşamasını ve üremesini sağlayan özelliğidir. Aynı türe ait iki canlı, büyüklük, renk, karakter gibi farklı özellikleri doğrultusunda ya bulundukları çevreye daha iyi adapte olurlar ve daha uzun yaşama ve daha çok üreme imkanına sahip olurlar ya da değişen şartlara dayanamaz ve yaşamlarını kaybederler. Bu, doğal seleksiyon olarak bilinir. Ancak evrim teorisi, adaptasyon kavramına sözde yeni bir anlam getirerek içinde bulunduğu koşullara adaptasyon sağlayan canlıların zaman içinde tür değiştirdiklerini iddia eder. Ancak evrimcilerin, "Çevre koşullarındaki değişiklik, canlıların evrimleşerek tür değiştirmesine neden olur" şeklinde özetledikleri bu iddiası geçerli değildir. Bir tür, "genetik potansiyeli" kendisine imkan sağladığı ölçüde bulunduğu ortamdaki değişikliklere uyum sağlar yani adapte olur. Eğer "genetik potansiyeli" bu değişikliklere uyum sağlamasına imkan vermiyorsa, o zaman bu tür, değişen koşullara adapte olamaz ve yok olur. Ancak hiçbir zaman koşullara adapte olarak başka bir türe dönüşmez. Her zaman aynı türün bir bireyi olarak kalır. Yani bir ceylan hızlı koşabildiği sürece varlığını sürdürür ancak hiçbir zaman daha hızlı koşabilen bir çitaya dönüşmez. Varyasyon da evrim teorisi ile bağlantılı bir kavram gibi gösterilmesine rağmen hiçbir şekilde bir türün başka bir türe dönüşmesine yol açmaz. Varyasyon, "çeşitlenme" anlamına gelen genetik bir olaydır. Bir canlı türünün içindeki bireylerin ya da grupların birbirlerinden farklı özelliklere sahip olmasına neden olur. Örneğin yeryüzündeki insanların hepsi temelde aynı genetik bilgiye sahiptirler. Ancak bu genetik bilgi her insanda varyasyon potansiyeli sayesinde farklı şekilde kullanılabilir. Örneğin insanların kimisi çekik gözlüdür, kimisi kızıl saçlıdır, kimi zencidir, kimisinin burnu uzun, kimisinin boyu kısadır. Ancak varyasyon asla evrime delil oluşturmaz, çünkü varyasyon, zaten var olan genetik bilginin farklı şekillerde ortaya çıkmasıdır. Ve genetik bilgiye asla yeni bir özellik kazandırmaz. Varyasyon her zaman genetik bilginin sınırları içinde olur. Orkidelerin 20 bin çeşidi vardır. Varyasyon potansiyeli sayesinde hepsi aynı genetik bilgiye sahip olmasına rağmen 20 bin farklı orkide ile karşılaşırız. Ancak hiçbir zaman orkideler bir meşe ağacına dönüşmez. Yani varyasyonlar genetik bilgi izin verdiği sürece gerçekleşir. "Genetik değişmezlik" (genetik homoestatis) ilkesi, bir canlı türünü değiştirmek için yapılan tüm eşleştirme (farklı varyasyon oluşturma) çabalarının sonuçsuz kaldığını, canlı türleri arasında aşılmaz duvarlar olduğunu ortaya koyar. Yani farklı inek varyasyonlarını çiftleştiren hayvan yetiştiricilerinin, sonunda inekleri Darwin'in iddia ettiği gibi başka bir türe dönüştürmeleri kesinlikle mümkün değildir. Darwin Retried: An Appeal to Reason (Darwin Yeniden Sorgulandı: Akla Başvuru) adlı kitabıyla Darwinizmin geçersizliğini ortaya koyan Norman Macbeth bu konuda şunları yazar: “Sorun, canlıların gerçekten de sınırsız bir biçimde varyasyon gösterip göstermedikleridir... Türler her zaman için sabittirler. Yetiştiricilerin yetiştirdikleri değişik bitki ve hayvan cinslerinin belirli bir noktadan ileri gitmediğini, hatta hep orijinal formlarına geri döndüğünü biliriz...” Sonuç olarak, varyasyonlar bir türün genetik sınırları içinde bazı sınırlı değişikliklere yol açarlar. Yeryüzünde değişik ırkta insanların olması veya anne-baba ve çocuklar arasındaki farklılıklar varyasyonlarla açıklanabilir. Ancak hiçbir şekilde genetik bilgiye yeni bir parçanın eklenmesi söz konusu değildir. Doğal seleksiyon doğada var olan yaşam mücadelesi neticesinde güçlü olanların hayatta kalması anlamına gelir. Örneğin yırtıcı hayvanların saldırdığı bir geyik sürüsü içinde, doğal olarak hızlı kaçabilen geyikler hayatta kalacaktır. Bir süre sonra bu geyik sürüsü sadece hızlı koşabilen geyiklerden oluşacaktır. Ancak geyikler hiçbir zaman bir başka canlı türüne dönüşmez. Geyiklerin genetik bilgisine herhangi bir bilgi eklenmez ve bir tür değişimi gerçekleşmez. Geyikler ne kadar elemeye (seleksiyona) uğrarlarsa uğrasınlar geyik olarak yaşamaya devam ederler. Bu örnek tüm türler için geçerlidir. Doğal seleksiyon sadece çevre şartlarına uymayan zayıf, güçsüz canlıların ayıklanmasına vesile olur; asla yeni bir genetik bilgi veya yeni organlar, yani yeni canlı türleri ortaya çıkarmaz. Yani doğal seleksiyon vasıtasıyla canlılar evrimleşmez. Darwin Türlerin Kökeni kitabının 127. sayfasında bu gerçeği, "Faydalı değişiklikler oluşmadığı sürece doğal seleksiyon hiçbir şey yapamaz" diyerek kabul etmiştir. Evrimci C. Loring Brace, American Scientist dergisinde yayınlanan bir makalesinde, doğal seleksiyonu, türleri oluşturan bir mekanizma olarak göremeyeceğimizi ve Darwinizm'in bilimsel bulgular tarafından reddedildiğini şöyle açıklar: “American Scientist okuyucuları, biyolojinin büyük bir kısmının ve paleontolojinin tamamının Darwin'in organik evrim hakkındaki görüşlerini reddettiğini fark etmiyor olabilirler. Adaptasyon ise pratikte kesinlikle geçerli görülmüyor.” Mutasyonlar; canlıların genetik bilgisini taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen kopmalar ve yer değiştirmelerdir. Mutasyonlar DNA'nın alfabesini oluşturan nükleotidleri tahrip eder ya da yerlerini değiştirirler. Mutasyonların %99’u zararlıdır. Hücrenin tamir edemeyeceği boyutlarda hasar ve değişikliklere neden olurlar. %1’i de etkisizdir. Dolayısıyla evrimcilerin iddia ettikleri gibi, mutasyonlar, bir türün başka bir türe dönüşmesine sebep olacak olumlu değişiklikleri asla meydana getiremezler. Mutasyonların sebep olacağı değişiklikler ancak Hiroşima, Nagazaki veya Çernobil'deki insanların maruz kaldıkları sakatlıklar ve ölümlerdir. Çünkü DNA çok kompleks bir düzene sahip olağanüstü bir moleküldür. DNA üzerinde meydana gelecek herhangi rastgele bir etkinin ancak zarar verdiğini Amerikalı genetikçi B. G. Ranganathan şöyle açıklar: “Mutasyonlar küçük, rastgele ve zararlıdırlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu dört özellik, mutasyonların evrimsel bir gelişme meydana getiremeyeceğini gösterir. Zaten yüksek derecede özelleşmiş bir organizmada meydana gelebilecek rastlantısal bir değişim, ya etkisiz olacaktır ya da zararlı. Bir kol saatinde meydana gelecek rastgele bir değişim kol saatini geliştirmeyecektir. Ona büyük ihtimalle zarar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacaktır. Bir deprem bir şehri geliştirmez, ona yıkım getirir.” (B. G. Ranganathan, Origins?, The Banner Of Truth Trust) Nitekim bugüne kadar gözlemlenmiş hiçbir yararlı mutasyon örneği yoktur. İnsanlar üzerinde gözlemlenen tüm mutasyonlar da zararlıdır. Mutasyonların neden evrimci iddiayı destekleyemeyeceklerini üç ana maddede özetlemek mümkündür: 1) Mutasyonlar her zaman zararlıdır. 2) Mutasyon sonucunda DNA'ya yeni bilgi eklenmez. 3) Mutasyonun bir sonraki nesle aktarılabilmesi için mutlaka üreme hücrelerinde meydana gelmesi gerekir. Vücudun herhangi bir hücresinde veya organında meydana gelen değişim bir sonraki nesle aktarılmaz. Örneğin bir insanın gözü, radyasyon ve benzeri etkilerle mutasyona uğrayıp orijinal formundan farklılaşabilir ama bu, kendisinden sonraki nesillere geçmeyecektir. Yukarıda anlattığım tüm bilgiler bilimin bize gösterdiği gerçeklerdir. İşte evrim sihirbazları bu gerçekleri anlatırken, satır aralarına, “İşte tüm bu etkenler canlıların evrimleşmesine sebep olmuştur” gibi bilimsel hiçbir değeri olmayan eklemeler yaparak insanları bu illüzyona ikna etmeye çalışırlar. Ancak herkes de bilir ki illüzyon, gerçeğin çarpıtılarak beynin aldatılması esasına dayanır. İşte Darwinizmin 150 yıldan fazla bir süredir yaptığı tam da budur. İnsanları, hiçbir bilimsel delile dayanmayan evrim teorisinin bilimin kendisi olduğuna inandırmak. Ancak içinde bulunduğumuz yüzyıl, bu illüzyonun sona erip insanların gerçekleri görmeye başladığı, zihinlerdeki pusun kalktığı yüzyıldır. Darwinist hipnoz sona ermiştir. Allah’ın izniyle önümüzdeki yıllarda bu teori, sadece tarih kitaplarında “İnsanlık tarihinin en büyük aldatmacası” nitelendirmesi ile yerini alacaktır. Didem ÜRER / Rotahaber http://twitter.com/Didem_Urer http://didemurer.blogspot.com/ http://www.facebook.com/didemurerr
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "spa_Latn", "zho_Hans", "zho_Hans", "zho_Hant" ]
allowed
e8a018efa9106b21f4def537c8c88a8e
keep
[]
[ 8.5, 10, 9.399999618530273, 10, 10, 10, 10, 10, 0 ]
./CC-MAIN-20140901014519-00437-ip-10-180-136-8.ec2.internal.warc.gz
1,159,594,964
17,206
62,025
http://www.kisa-ozet.org/ataturk-subay-olarak-nerelerde-gorev-yapmistir/
text/html
2014-09-01T13:42:54
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9983999729156494, 0.0015999999595806003, 0 ]
Atatürk subay olarak nerelerde görev yapmıştır Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, (Türkiye (resmi adı Türkiye Cumhuriyeti) Güneybatı Asya ile küçük bir bölümü Avrupa kıtasında yer alan ülke Türkiye doğuda Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan (Nahcivan) ve İran ile; güneyde Irak ve Suriye; ve batıda Ege Denizi, Yunanistan ve Bulgaristan ile komşudur 20 Mayıs 20 Mayıs Gregorian Takvimine göre yılın 140 günüdür Sonraki sene için 225 (Artık yıllarda 226) gün var 1881 1881 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler - Selanik Yunanistan’ın ikinci büyük şehridir Selanik’in nüfusu 800764 yakındır ve coğrafî koordinatları 40°38′kuzey enlemi ve 22°58′doğu boylamındadır Önemli turistik ziyaret yerleri Beyaz Kule ve Arkeoloji Müzesi’dir 10 Kasım 10 Kasım Gregorian Takvimine göre yılın 314 günüdür Sonraki sene için 51 (Artık yıllarda 52) gün var 1938 İstanbul) tarihleri arasında yaşamış ulusal önder 1881 yılında İstanbul, Marmara Bölgesi’nde il ve Türkiye’nin en büyük kenti Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34 sırada yer alır Türkiye’nin kültür ve finans merkezidir İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde Türkiye’nin kuzeybatısında kurulmuştur Selanik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu Babası Selanik Yunanistan’ın ikinci büyük şehridir Selanik’in nüfusu 800764 yakındır ve coğrafî koordinatları 40°38′kuzey enlemi ve 22°58′doğu boylamındadır Önemli turistik ziyaret yerleri Beyaz Kule ve Arkeoloji Müzesi’dir Ali Rıza Efendi, annesi Ali Rıza Efendi 1841 yılında Selanik’te doğdu Söke’den Selanik’e yerleşmiş Türkmenlerden “Kırmızı Hafız” lakaplı Ahmet Efendi’nin oğludur İlkokulu Abdi Hafız Mahalle Mektebinde okudu Selanik’te Evkaf İdaresinde katiplik, sonrada Zübeyde Hanım’dır Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi 14-Zübeyde Hanım (1857, Selanik- Langaza – 14 Ocak 1923, İzmir), Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ün annesidir Aslen Konya-Karamanlı’dir 15 yüzyıllarda 15 yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler Konya ve Konya Yüzölçümü bakımından Türkiye nin en büyük ili Konya, büyük kısmı İç Anadolu bölgesinde, küçük bir kısmı Akdeniz bölgesinde olup; Orta Anadolu Yaylası üzerinde Ankara, Niğde, Aksaray, İçel, Antalya, Isparta, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Karaman ile çevrilidir 36°22′ ve 39°08′ kuzey paralelleri ile 31°14′ ve 34°05′ doğu meridyenleri arasında yer alır Aydın’dan Aydın Ege bölgesinde “Efeler Diyarı” olarak tanınan ve dünyanın en iyi incirinin yetiştiği il Ege denizi, Muğla, Denizli, Manisa ve İzmir ile çevrilidir Türkiye’nin en dağlık illerinden biridir 37°30′ ve 38°03′ kuzey enlemleri ile 27°00′ ve 28°57′ doğu boylamları arasında yer alır Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, Makedonya Cumhuriyeti Balkan Yarımadasında yer alan bir devlet Güneyinde Yunanistan, doğusunda Bulgaristan, batısında Arnavutluk, kuzeyinde ise Sırbistan-Karadağ’ın yer alır Başkenti Üsküp olan ülkenin Yüzölçümü 25713 km2, nüfusu 4760000, resmi dili Makedonca ve para birimi Makedonya Dinarı’dır 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1871 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler 1956 yılına değin yaşadı Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti Bu sırada babasını kaybetti (1956 1888) Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu Kısa bir süre sonra 1888 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi Bu okulda 1893 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, Matematik, sayma, ölçme, cisimlerin şekillerini tanımlama gibi temel işlemlerden ortaya çıkan ve yapı, düzen ve ilişkileri inceleyen bilim dalı Mantıksal irdeleme ve nicel hesaplamaları konu alan matematik, idealleştirme ve soyutlamalara dayanır İstanbul’da İstanbul, Marmara Bölgesi’nde il ve Türkiye’nin en büyük kenti Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34 sırada yer alır Türkiye’nin kültür ve finans merkezidir İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde Türkiye’nin kuzeybatısında kurulmuştur Harp Okulunda öğrenime başladı Harp Okulu askeri lise öğrencilerinin eğitimi bittiğinde gittikleri, sivil öğrencilerin özel sınavlarla az sayıda alındıkları, mezun olunduğunda teğmen rütbesi ile subay olunan üniversite seviyesinde olan okuldur 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu, Harp Akademisi’ne devam etti 11 Ocak 11 Ocak Gregorian takvimine göre yılın 11 günüdür Sonraki sene için 354 gün var (Artık yıllarda 355) 1905′te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı 1905- 1907 yılları arasında Şam’da 5 Ordu emrinde görev yaptı 1907′de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu Manastır’a III Ordu’ya atandı Şam Suriye’nin başşehri veya “Dımaşk” şehrinin merkez olarak kabul edildiği Suriye bölgesine verilen ad Bu bölgenin merkezi olan Dımaşk şehrine “Şam” da denilmektedir Şehir merkezi Suriye’nin güneybatı kesiminde yer almaktadır Akdeniz’e uzaklığı 96 km, denizden yüksekliği ise 685 metredir Şam şehrinin kuzeyinde Kasiyun Dağı, batısında Cebelü’ş-Şarki ve Lübnan Dağları vardır Doğu ve güney tarafları ise çevredeki ovalara açılmaktadır El-Gûte Vahasının ortasında yer alan şehre, ortasın 19 Nisan 19 Nisan Gregorian Takvimine göre yılın 109 günüdür Sonraki sene için 256 gün var (Artık yıllarda 257) 1909′da İstanbul’a giren İstanbul, Marmara Bölgesi’nde il ve Türkiye’nin en büyük kenti Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34 sırada yer alır Türkiye’nin kültür ve finans merkezidir İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde Türkiye’nin kuzeybatısında kurulmuştur Hareket Ordusu’nda Kurmaybaşkanı olarak görev aldı Hareket Ordusu ittihatçıların, 1909 yılında, 31 Mart Ayaklanması’nı bastırmak için, Selanik’ten Mahmut Şevket Paşa komutasında ve Mustafa Kemal’in kurmay başkanlığında İstanbul’a gönderdikleri ordudur 1910 yılında Fransa’ya gönderildi Picardie Manevraları’na katıldı Fransa Cumhuriyeti (Fransızca:République Française) ya da kısaca Fransa, Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, Monako, Andorra ve İspanya ile komşu olan, Batı Avrupa’da ülke Avrupa Birliği’nin kurucu üyesidir 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı 1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı 22 Aralık 1911′de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı 6 Mart 1912′de Derne Komutanlığına getirildi Ekim 1912′de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915′te sona erdi Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı Mustafa Kemal 19 Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi 1914 yılında başlayan I Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’deki kahramanlık destanında 19 Tümeni komuta etti 18 Mart 1915′te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler 25 Nisan 1915′te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19 Tümen Conkbayırı’nda durdurdu (bkz Çanakkele Savaşı) Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi İngilizler 6- 7 Ağustos 1915′te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9- 10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II Anafartalar zaferleri takip etti Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916′da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı 1 Nisan 1916′da tümgeneralliğe yükseldi Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917′de İstanbul’a geldi Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu Bu seyehatten sonra hastalandı Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu 15 Ağustos 1918′de Halep’e 7 Ordu Komutanı olarak döndü Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918′de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918′de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı topraklarını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9 Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919′da Samsun’a gönderildi 22 Haziran 1919′da Amasya’da yayımladığı genelgeyle (bkz Amasya Genelgesi) “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı 27 Aralık 1919′da Ankara’da heyecanla karşılandı 23 Nisan 1920′de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919′da Yunanlıların İzmir’i işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuva-yi Milliye – ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır: Sarıkamış ( 20 Eylül 1920), Kars ( 30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün ( 7 Kasım 1920) kurtarılışı Çukurova, Gaziantep, Kahramanmaraş Şanlıurfa savunmaları ( 1919- 1921) I İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921) II İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921) Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921) Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922) Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921′de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923′te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı 23 Nisan 1920′de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı 1 Kasım 1922′de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı 13 Ekim 1923′te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu - /atatürk subay olarak ilk nereye atanmıştır
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unk", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
4e7e6aebfae9bbec9f3c5f9d875fc951
keep
[]
[ 6.5, 9.800000190734863, 10, 9.699999809265137, 8.5, 8.699999809265137, 10, 10, 0 ]
./CC-MAIN-20140914011216-00272-ip-10-234-18-248.ec2.internal.warc.gz
706,168,759
10,151
59,211
http://www.odevarsiv.com/ara/newton-un-hareket-kanunlar-soru/Tum-Dosyalar
text/html
2014-09-22T10:12:26
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9994999766349792, 0.0005000000237487257, 0.00009999999747378752 ]
"newton un hareket kanunlar soru" İLE İLGİLİ WORD DOSYALARI: Dosya Türü: DOC Hareket halindeki bir cismin ivmesinin ... Newton un ikinci kanununu F ma ... iş ortamındaki kişilerle ilgili bilgi almak için soru sorar sorulan ... Dosya Türü: DOC Kimyada temel kanunlar Eşdeğer gram mol ... doğrusal hareket newton un hareket kanunları düzlemsel hareket iş ve enerji implus ve ... soru sormak bilgi ... Başlık: DİCLE ÜNİVERSİTESİ Dosya Türü: DOC 5.Newton un hareket kanunlarına ilişkin bilgileri gerektiren kavramsal soruları ... 6 Soru çözme Deneylerin pekiştirilmesi ve ... temel kanunlar ... Başlık: T Dosya Türü: DOC ... kimyada temel kanunlar ... bir kuvvetin momenti doğrusal hareket newton un ikinci kanunu düzlemsel hareket iş ve ... öğretimde soru ... Dosya Türü: DOC ... Newton un hareket yasalarını öğrenme ve günlük hayattaki uygulamalarını açıklama ... soru cevap benzetin ... Çevre ile ilgili kanunlar. Başlık: balikesir.edu.tr Dosya Türü: DOC ... Newton un hareket yasalarını öğrenme ve günlük hayattaki uygulamalarını açıklayabilir ... soru cevap benzetin ... Çevre ile ilgili kanunlar. Dosya Türü: DOC ... bir kuvvetin momenti doğrusal hareket newton un ikinci kanunu düzlemsel hareket iş ve enerji ... kimyada temel kanunlar ... öğretimde soru ... Başlık: ÖZET Dosya Türü: DOC Bu tür şeyler bize doğada genel geçer kanunlar olduğunu ve doğanın ... Newton un Beşiği. Pencereden ... Hareket Kinetik . Aynı şekilde Newton un ... Başlık: portal.firat.edu.tr Dosya Türü: DOC Vektörler denge bir kuvvetin momenti doğrusal hareket newton un ikinci kanunu ... kimyada temel kanunlar eşdeğergram ... öğretimde soru ... "newton un hareket kanunlar soru" ile İlgili daha fazla Word Dosyası sonucu görmek için tıklayın. "newton un hareket kanunlar soru" İLE İLGİLİ PDF DOSYALARI: Dosya Türü: PDF Newton un Birinci Hareket Kanunu Newton un hareket kanunlar n anlama ve uygulayabilme Anlat m Örnekleme Problem çözme ... Soru-Cevap Problem Çözme 2 2 a. Dosya Türü: PDF Bu soru öğrencilerin işaretledikleri seçeneği hangi bilgiye dayanarak ... B. Newton un Hareket Kanunlar ... Newton un Hareket Kanunlar Dosya Türü: PDF Newton un Hareket Kanunlar Atwood Aleti ... soru cevap grup çalışmaları gösterip yaptırma sunum mikro-öğretim bireysel çalışma. Başlık: 9-14 namık kemal pak Dosya Türü: PDF ... örne in hareket kanunlar ya ... çok yo un biçimde ya amlar m za gir-mesiyle elektriksel süreçler konusunda ... likle kanunlar konusunda ... Dosya Türü: PDF Ve üç boyutta hareket ve soru çözümleri Newton un hareket yasaları Newton un hareket ... AC de Temel konseptler ve kanunlar Fazör Dosya Türü: PDF Bölüm sonlarında konularla ilgili çok sayıda örnek soru ... Hareket Yerdeğiştirme H ... Newton un Haraket Kanunlar ... Dosya Türü: PDF ... kuvvet denge Newton un 1. Kanunu ... hız ivme bağıntıları ortalama hız. Newton un 2. Kanunu uygulamalı düzlemsel hareket ... ve soru yapıları ... Dosya Türü: PDF Hafta Temel Kanunlar Kütlenin Korunumu Newton un İkinci Kanunu ... Hafta Reynolds transport teoremi yardımıyla hareket denklemlerinin ... soru sormak ... Dosya Türü: PDF Vektör Hesaplamalarının Uygulamaları.Bir Boyutta Hareket ve Kinematik Denklemleri Sabit İvmeli Hareket Serbest ... Newton un Hareket Kanunları ve "newton un hareket kanunlar soru" ile İlgili daha fazla PDF sonuç görmek için tıklayın. "newton un hareket kanunlar soru" İLE İLGİLİ PPT SUNUM DOSYALARI: Başlık: PowerPoint Sunusu Dosya Türü: PPT Newton un Hareket Kanunlar ... Temel Soru Kanunlar Niçin Vardır Dinamiğin kanunlarını kim bulmuştur Cisim üzerine etkiyen kuvvet ... Dosya Türü: PPT Newton un hareket kanunlari ... hareket yasasi sorulari soru 1- yanit 1- soru 2- yanit 2- soru 3- yanit 3- soru 4- yanit 4- soru 5 ... bu kanunlar 1 ... Başlık: Slayt 1 Dosya Türü: PPT Newton un hareket kanunlarını günlük hayatta hangi alanlarda kullandığımızı bilmek ve ... sorusu mantıklı bir soru değildir. Çünkü çuvalın ... Dosya Türü: PPT NEWTON UN HAREKET YASALARI ... Bu kanunlar 1 Eylemsizlik ... KANUNU Slayt 19 Slayt 20 Slayt 21 Slayt 22 Slayt 23 ÖRNEK SORU Slayt 25 Slayt 26 ... Başlık: Ch. 24 Interactions of Life Dosya Türü: PPT ... bgunes gazi.edu.tr Kavram Yanılgısı-Eylemsizlik Newton un 1. Hareket Kanunu Diğer Kanunlar Hangisiyle ilgili ... bgunes gazi.edu.tr Örnek Soru ... Başlık: MSM 205 Statics Dosya Türü: PPT Gmint131 mekanİk ve statİk dr. nihat atmaca 2013 Başlık: Slide 1 Dosya Türü: PPT Bİlİm yÖnetİmİ konferans 44 araŞtirma metodolojİsİ deneysel ve teorİk teknİkler fİzİksel ve bİyolojİk bİlİmlerden Örnekler frederick betz Dosya Türü: PPT Bohr un güneş sistemi ile atomun yapısı arasındaki benzerliği rüyada keşfetmesi buna örnektir. ... birimi Newton N ... SORU Moleküller arası ... Dosya Türü: PPT Von Gericke 1661 yılında basınç yardımı ile havası boşaltılmış bir silindirin içine doğru bir pistonun hareket etmesi ... Newton un parçacık ... Soru ... "newton un hareket kanunlar soru" ile İlgili daha fazla PPT Sunum sonucu görmek için tıklayın. Son Aramalar Populer Aramalar Öneriler - Arama yaparken "5. sınıf" gibi aramalardan kaçınınız ödevin içeriğini ve konusunu aratınız.
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "kab_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "sna_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "grn_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "als_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "kab_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "kab_Latn", "eng_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "fur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "min_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
6fa999032a9e298d0e1638e65928bada
keep
[]
[ 5.900000095367432, 9.600000381469727, 10, 7.800000190734863, 10, 9.899999618530273, 10, 0, 0 ]
./CC-MAIN-20150226074101-00173-ip-10-28-5-156.ec2.internal.warc.3.gz
56,538,905
21,512
130,086
http://cografya.bilecik.edu.tr/IcerikDetay.aspx?No=12
text/html
2015-02-27T21:06:08
cc15
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9980000257492065, 0.0020000000949949026, 0 ]
Kartoğrafya ve Çizim Sınıfı Laboratuvarımız coğrafya araştırmaları ve eğitimi çerçevesinde basılmış, sayısal haritaların çizimi ve yeniden üretilmesi amacıyla oluşturulmuştur. Öğrencilerimizin faydalanması amacıyla çeşitli çizim masaları ve aşağıda belirtilen harita koleksiyonu bulunmaktadır. Çeşitli Uygulamalı Derslerinin de Sürdürüldüğü Çizim Sınıfı 1 : 25.000 Elektronik Ort. Akt. Haritalar Tüm Türkiye Kabartma Haritalar - 1 : 100.000 ölçekli Uludağ ve Çevresi (Bursa H 22) - 1 : 100.000 ölçekli Burdur Gölü ve Çevresi (Isparta M 24) - 1 : 100.000 ölçekli Karacadağ ve Yakın Çevresi (Diyarbakır M 43) - 1 : 100.000 ölçekli Elmalı Polyesi ve Yakın Çevresi (Fethiye O 23) - 1 : 100.000 ölçekli Acıgöl ve Yakın Çevresi (Denizli M 23) - 1 : 100.000 ölçekli Nemrut Dağı ile Nazik Gölü ve Yakın Çevresi (Van K 48) - 1 : 250.000 ölçekli Erciyes Dağı ve Yakın Çevresi (Kayseri) - 1 : 1.000.000 ölçekli Türkiye Fiziki Haritası - 1 : 1.850.000 ölçekli Türkiye Fiziki Haritası - 1 : 1.000.000 ölçekli Türkiye ve Çevre Ülkeler Fiziki Haritası - 1 : 3.000.000 ölçekli Türkiye ve Çevre Ülkeler Fiziki Haritası - 1 : 4.250.000 ölçekli Türkiye ve Çevre Ülkeler Fiziki Haritası Farklı Ölçeklerde Tematik Duvar Haritaları - Dünya Siyasi Haritası - Dünya Fiziki Haritası - Avrupa Siyasi Haritası - Avrupa Fiziki Haritası - Afrika Siyasi Haritası - Afrika Fiziki Haritası - Asya Siyasi Haritası - Asya Fiziki Haritası - Kuzey Amerika Siyasi Haritası - Kuzey Amerika Fiziki Haritası - Güney Amerika Siyasi Haritası - Güney Amerika Fiziki Haritası - Türk Dünyası Haritası - Türkiye Siyasi Haritası - Türkiye Fiziki Haritası - Türkiye Ekonomik Coğrafyası Haritası - Türkiye Mülki ve İdari Bölümleri Haritası - Türkiye Madenler ve Sanayi Haritası - Türkiye Coğrafi Bölgeler Haritası - Ege Bölgesi Haritası - Akdeniz Bölgesi Haritası - Karadeniz Bölgesi Haritası - Marmara Bölgesi Haritası - Doğu Anadolu Bölgesi Haritası - İç Anadolu Bölgesi Haritası - Güney Doğu Anadolu Bölgesi Haritası - Azerbaycan Cumhuriyeti Fiziki Haritası - Türkiye Toprak Kuşakları Haritası - Türkiye Jeomorfoloji Haritası - Avrasya Türk Cumhuriyetleri Haritası - Ortadoğu Fiziki Haritası - Türkiye Diri Fay Haritası - Türkiye Heyelan Yoğunluk Haritası - Türkiye Mülki İddari Bölümleri Haritası - Türkiye Afete Uğramış Yerleşim Birimleri Haritası - Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası - Türkiye Maden ve Mineral Kaynakları Haritası - Türkiye Aşınım Haritası Tarihi Haritalar Koleksiyonu Koleksiyondaki örneklerden Anadolu ve Kıbrıs’ın çeşitli dönemlerine ait 24 harita idari bina koridorlarında sergilenmektedir. Tarihi Haritalar Koleksiyonundan Bir Görüntü Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Veri Analizi Laboratuvarı Laboratuvarımız, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) içerikli çağdaş araştırma ve uygulamaları gerçekleştirmek ve Coğrafya Bölümü öğrencilerinin mesleki birikimlerini kamu kurumlarında da değerlendirerek istihdam sağlayabilme imkânlarını artırmak amacıyla oluşturulmuştur. Laboratuarımızda 55 öğrencinin faydalanabileceği bilgisayar donanımı ve çeşitli CBS yazılımları yer almaktadır. 55 öğrenci kullanımına göre düzenlenmiş Coğrafi Bilgi Sistemleri Laboratuvarı Seminer Salonu ve Bölüm Kitaplığı Seminer salonu 80 öğrenci kapasiteli olup, son sistem donanıma sahip akıllı tahta ve kamera ile online ders işlenme olanağına sahiptir. Fakülte Seminer Salonu – Akıllı Sınıf Bölüm kitaplığımızda, beşeri ve fiziki coğrafyanın farklı alanlarında araştırma yapmak isteyen akademisyen ve öğrencilere çeşitli istatistiksel veriler, kitaplar (500 adet), dergiler (124 adet), haritalar, pdf formatında 3000'e yakın yabancı dilde kitap, binlerce makale ve tezler temin edebilme amacıyla oluşturulmuştur. Merkez kütüphanedeki kaynaklar dışında çok sayıda yayını bulabilme olanağına erişilmektedir. Bölüm kitaplığı idari bina 8 nolu salondadır. Coğrafya Bölümü Kitaplığı Teknik Malzeme Listesi Bölümde; derslerin arazide yapılan uygulamalarında, öğrenciler için düzenlenen bilimsel araştırma ve uygulama gezilerinde ve bölüm elemanlarının arazi araştırmalarıyla büro çalışmalarında kullanmaları amacıyla pek çok teknik donanım vardır. Bunların başlıcaları şunlardır. Fotoğraf Makinesi (FujiFilm Finepix HS10, 24-720 mm 30X optik zoom) 2 Adet GPS (Garmın Dakota 20) 2 Adet Barometre (Altitude) 2 Adet A0 Tarayıcı (1 Adet) A4 (Film, Fotoğraf, Belge) Tarayıcı (1 Adet) Digital Termometre 2 Adet Çubuk Termometre (Solab, -20 °C den 50 °C ye kadar) 3 Adet Daldırma Tipi Termometre (Achem, -50 °C den 300 °C ye kadar) 1 Adet Digital PH Metre (The Phep Family) 2 Adet Atmosfer Veri Merkezi (Cep tipi-Silva Adc Pro) 2 Adet Jeolog Çekici (Estwing-Sediman tipi E324-PC) 2 Adet Jeolog Çekici (Estwing-Maden tipi E322-P) 2 Adet Aynalı Pusula (Silva Expedition 15 ) 2 Adet Petrograf Lupu (10X, 20X çeşitli markalar) Çelik Metre (Richter-50 m.) 1 Adet El Telsizi (Aselsan-5 Km) 4 Adet Lazermetre (Leica Disto A5) 1 Adet Planimetre (Placom) 1 Adet Öğrenci Çalışma ve Seminer Salonu Petrografi Laboratuvarı ve Sergi Dolapları Petrografi laboratuvarında, zengin bir tortul, magmatik/volkanik ve başkalaşım kayaçlarının yanı sıra, mineral ve fosil koleksiyonu vardır. Öğrencilerimiz burada daha önce derste incelemiş oldukları örnekleri görerek bilgilerini pekiştirmektedirler. Böylelikle arazi çalışmaları esnasında litoloji tanıma kolaylığı elde edilmektedir. Koleksiyonda yer alan farklı ülkeler ile ülkemizin çeşitli yerlerinden derlenen taş, mineral, kristal, bitki ve canlılara ait seçkin örnekler fakülte idari binası ile derslik binaları içerisinde toplam 16 camekânda sergilenmektedir. Taş, fosil, maden ve canlı örneklerinin büyük bölümü ile bazı mineral-kristaller, Prof. Dr. Harun Tunçel ve Doç. Dr. Nurfeddin Kahraman, Yrd. Doç. Dr. Süheyla Yerel ve Muhsin Özmen tarafından bağışlanmıştır. Kristal ve mineral örneklerinin bir bölümü ise Recep İbrahim Kara tarafından bağışlanmıştır. Bunların dışında ayrıca öğrencilerin arazi çalışmalarında topladıkları örnekler ile yaşadıkları illerden getirdikleri çeşitli örnekler de sergilenmektedir. Tortul Kayaç Örnekleri Magmatik ve Volkanik Kayaç Camekânları Başkalaşım Kayaç Örnekleri Fosil Örneklerinin Sergilendiği Camekânlardan Bir Tanesi Mineral-Kristal ve Maden Örneği Camekânlarından Biri Bor ve Bor Ürünleri Sergisi Bor; çeşitli metal veya ametal elementlerle yaptığı bileşiklerin gösterdiği farklı özellikler, endüstride birçok bor bileşiğinin kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Bor, bileşiklerinde metal dışı bileşikler gibi davranır, ancak, farklı olarak saf bor, karbon gibi elektrik iletkenidir. Kristalize bor görünüm ve optik özellikleri açısından elmasa benzer ve neredeyse elmas kadar serttir. Bor; fiberglass, cam, emaye ve kaplama sanayinde, sabun ve deterjan sanayinde, ateşe dayanıklı malzeme yapımı, metalurjik uygulamalar, tekstil, fotoğrafçılık, boya, borik asit üretimi, elektrik ve tıp sanayii, tekstil cam elyafı, borun alaşımları, metalurjik flux, izole cam elyafı, borun silikat camları, antiseptikler, nükleer yakıt teknolojisi, yangına dirençli malzemeler, naylon, gübre, katalistler, dezenfekte ediciler, yapıştırıcılar, refrakter, çimento korozyon önleyiciler, ilaç ve kozmetik, elektronik rafinasyon, bitki öldürücüler, böcek öldürücüler, deri renklendirici (kahverengi) olarak kullanılmaktadır. Arazi Uygulamaları Coğrafya derslerinin bir bölümü konusuyla ilişkili olarak ya tümüyle arazide yapılmaktadır ya da ilgili konular yeri geldikçe arazide işlenmektedir. Coğrafya Bölümü öğrencileri, arazide ders yaparlarken Öğrencilerimiz jeomorfoloji gözlemleri için araziye giderlerken Öğrencilerimiz temel jeoloji dersi uygulamasında, bir fay yamacı parçası önünde açıklamaları dinliyorlar
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "hau_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "azj_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "bam_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "crh_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "crh_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "crh_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "eng_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "eng_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "cat_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
e9fa177075dfc986c0c5d7bb2a9a8ce5
keep
[]
[ 7.199999809265137, 9.600000381469727, 10, 9.300000190734863, 10, 9.399999618530273, 10, 6, 0 ]
./CC-MAIN-20150226074103-00286-ip-10-28-5-156.ec2.internal.warc.4.gz
346,846,612
12,027
46,905
http://www.bilgiustam.com/periyodik-cetvel-nedir-nasil-kullanilir/
text/html
2015-03-02T23:07:42
cc15
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "azj_Latn" ]
[ 0.9993000030517578, 0.0006000000284984708, 0.00009999999747378752 ]
Periyodik Cetvel Nedir? Nasıl Kullanılır? (Peryodik Tablo) Resmin Üzerine Tıklayarak Detaylı Büyük Şeklini Görebilirsiniz Periyotlar Periyodik sistemin bugün kullanılan uzun Periyotlu biçiminde, doğal olarak bulunmuş ya da yapay yolla elde edilmiş olan 107 element artan atom numaralarına göre yedi yatay periyotta sıralanır ; lantandan (atom numarası 57) lütesyuma (71) kadar uzanan lantanitler dizisi ile aktinyumdan (89) lavrensiyuma (103) aktinitler dizisi bu periyotların altında ayrıca sıralanır. Periyotların uzunlukları farklıdır. İlk periyot hidrojen periyodudur. Ve burada hidrojen (1) ile helyum (21) yer alır. Bunun ardından her birinde 8 element bulunan iki kısa periyot uzanır. Birinci kısa periyotta lityumdan (3) neona (10) kadar olan elementler, ikinci kısa periyotta ise sodyumdan (11) argona (18) kadar olan elementler yer alır. Bunları, her birinde 18 elementin bulunduğu iki uzun periyot izler. Birinci uzun periyotta potasyumdan (19) kriptona (36), ikinci uzun periyotta rubidyumdan (37) ksenona (54) kadar olan elementler bulunur. Sezyumdan (55) radona (86) kadar uzanan 32 elementlik çok uzun altıncı periyot, lantanitlerin ayrı tutulmasıyla 18 sütunda toplanmıştır ve özellikleri birinci ve ikinci uzun periyottaki elementlerinkine çok benzeyen elementler bu elementlerin altında yer alır. 32 elementlik en son uzun periyot tamamlanmamıştır. Bu periyot ikinci en uzun periyottur ve atom numarası 118 olan elementlerle tamamlanacaktır. Gruplar Helyum, neon, argon, kripton, ksenon ve radondan oluşan altı soy gaz, tümüyle dolu altı periyodun sonunda yer alır ve bunlar periyodik sistemin 0 grubunu oluştururlar. Lityumdan flüora ve sodyumdan klora kadar uzanan ikinci ve üçüncü periyottaki yedişer element ise sırasıyla I., II., III., IV., V., VI., VII. grupları oluştururlar. Dördüncü periyotta yer alan, potasyumdan broma kadar sıralanan 17 elementin özellikleri farklıdır. Bunların periyodik sistemde 17 alt grup oluşturdukları düşünülebilir, ama bu elementler geleneksel olarak 15 alt grupta toplanırlar ve demir, kobalt, nikel ve bundan sonraki periyotta benzer özellikte olan elementler tek bir grupta, VIII. Grupta yer alırlar. Potasyumdan (19) manganeze (25) kadar olan elementler sırasıyla Ia, IIa, IIIa, IVa, Va, VIa, VIIa alt gruplarında, bakırdan (29) broma (35) kadar olan elementler de Ib, IIb, IIIb, IVb, Vb, VIb, VIIb, alt gruplarında toplanırlar. I. grup alkali metaller grubudur; lityum ve sodyumun yanı sıra potasyumdan fransiyuma kadar inen metalleri kapsayan bu grup, farklı özelliklere sahip Ib grubu metallerini içermez. Aynı biçimde, berilyumdan radyuma kadar inen elementleri kapsayan II. grup toprak alkali metallerdir ve IIb grubundaki elementleri kapsamaz. III. grubu oluşturan bor grubu elementlerinin özellikleri, IIIa grubunun mu yoksa IIIb grubunun mu, bu grupta yer alacağı sorusuna kesin bir yanıt getirmez, ama çoğunlukla IIIa grubu elementleri bor grubu olarak düşünülür. IV. grubu karbon grubu elementleri oluşturur ; bu grup silisyum, kalay, kurşun, gibi elementleri kapsar. Azot grubu elementleri V. grupta toplanmışlardır. VI. grup oksijen grubu elementlerinden, VII. grup ise halojenlerden oluşur. Hidrojen elementi bazı tablolarda Ia grubunda gösterilmekle birlikte kimyasal özellikleri alkali metallere ya da halojenlere çok benzemez ve elementler arasında benzersiz özelliklere sahip tek elementtir. Bu nedenle hiç bir grubun kapsamında değildir. Uzun periyotların (4., 5. Ve 6. periyotlar) orta bölümünde yer alan IIIb, IVb, Vb, VIIb, Ib gruplarındaki ve VIII. gruptaki 56 elemente geçiş elementleri denir. Bir Periyotta Soldan Sağa Doğru Gidildikçe; - Atom no, kütle no, proton sayısı, atom kütlesi, nötron sayısı, elektron sayısı, değerlik elektron sayısı artar. - Atom çapı küçülür. - İyonlaşma enerjisi artar. - Elektron ilgisi ve elektronegatifliği artar. (8A hariç) - Elementlerin metal özelliği azalır, ametal özelliği artar. (8A hariç) - Elementlerin oksitlerinin ve hidroksitlerinin baz özelliği azalır, asitlik özellik artar. (8A hariç) - Elementlerin indirgen özelliği azalır, yükseltgen özelliği artar. (8A hariç) Bir Grupta Yukarıdan Aşağıya Doğru İnildikçe; - Proton sayısı, nötron sayısı, elektron sayısı, çekirdek yükü, Atom no, Kütle no artar. - Atom çapı büyür. - Değerlik elektron sayısı değişmez. - İyonlaşma enerjisi, elektron ilgisi ve elektronegatiflik azalır. - Elementlerin metal özelliği artar, ametal özelliği azalır. - Elementlerin, oksitlerin ve hidroksitlerin baz özelliği artar, asit özelliği azalır. - Elementlerin indirgen özelliği artar, yükseltgen özelliği azalır.
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "uzn_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
cb4c0491a89863557e0f8374f5a23c59
keep
[]
[ 7.599999904632568, 9.600000381469727, 10, 8.800000190734863, 10, 9.800000190734863, 10, 3, 8.600000381469727 ]
./CC-MAIN-20150226074102-00050-ip-10-28-5-156.ec2.internal.warc.25.gz
520,711,698
20,008
58,067
http://www.havzaeymir.com/mustafa-kemal-ataturkun-hayati.html
text/html
2015-03-01T00:31:30
cc15
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "azj_Latn" ]
[ 0.9998000264167786, 0.00019999999494757503, 0 ]
Atatürk: Türk ve dünya tarihinin yetiştirdiği büyük insanlardan biri, Türk milletini, tarihi boyunca uğradığı en büyük felâketten kurtaran önder, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı. Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanik’te doğdu. O yıllarda Selanik, Osmanlı imparatorluğunun büyük ve sayılı şehirlerinden biriydi. Babası Ali Rıza Efendi orta halli bir kimseydi; Selanik gümrüğünde memurdu. Sonraları bu memurluktan ayrılmış, kereste ticaretiyle uğraşmaya başlamıştı. Küçük Mustafa ilkokulun birinci sınıfındayken babasız kaldı. Bu ölümden sonra Mustafa’yı büyütmek, okutmak, yetiştirmek görevi annesi Zübeyde Hanım’a düşmüş; bu büyük Türk anası, çocuğunun büyük adam oluşunu görmek mutluluğuna ulaşmış, cumhuriyetin ilân edildiği 1923 yılında İzmir’de ölmüştür. Atatürk’ün ilk ve asıl adı Mustafa’dır. Kemal adını, askerî ortaokulda öğrenci bulunduğu sırada, onun zekâsını, çalışkanlığını, tutum ve davranışlarını çok beğenen Mustafa adlı öğretmeni eklemiş, böylece adı Mustafa Kemal olmuştur. Kemal «olgunluk, duygu ve düşüncede yetişmişlik» anlamına gelir. Mustafa Kemal, 1934 yılına kadar bu adla anılmış; o yıl çıkan soyadı kanunu gereğince herkes bir soyadı alırken, Türk mille ti ona «Bütün Türklerin Babası» anlamına gelen Atatürk soyadını vermiştir. Atatürk bu tarihten sonra çoğunlukla sadece bu soyadı ile anılmıştır. Mustafa Kemal, daha çok küçük yaşlarında iken bile zekâsı ve aklı, ağırbaşlılığı, seçkin tutumu ile geleceğin büyük adamı olacağı izlenimini veriyordu. Makbule (Atadan) adlı bir de kız kardeşi vardı. Anneleri Zübeyde Hanım, çocuklarının mahalle mektebine gitmesini istiyor; babaları Ali Rıza Efendi ise onların, o sırada yeni yeni gelişen ilkokulda okumalarını savunuyordu. Bu konu anne-baba arasında tartışmalara yol açmış, sonunda şöyle çözümlenmişti: Mustafa Kemal mahalle mektebine ilk başlayanlara yapılan ilahilerle, önce bu okula yazılmış, böylece Zübeyde Hanım’ın isteği yerine getirilmiş; ama kısa bir süre sonra oradan alınarak asıl öğrenimine başlayacağı ilkokula verilmişti. Bu ilkokulun adı Şemsi Efendi Mektebi idi. Atatürk’ün Hayatı ATATÜRK’ÜN OKUL YILLARI Mustafa Kemal, çok sevdiği Şemsi Efendi Mektebi’nde fazla okuyamadı. Bu okul paralıydı; o yıl babası ölünce sıkıntılı duruma düşen aile, Zübeyde Hanım’ın çiftlikte çalışan ağabeyinin yanına gitmek zorunda kaldı. Küçük Mustafa, bu köy ve çiftlik hayatından hoşlanıyordu ama, okuma isteği buralarda mutlu olmasını engelliyordu. Annesi, oğlunun bu isteğini sezince onu tekrar Selânik’e gönderip rüştiyeye (orta dereceli okul) yazdırdı. Yaşı çok küçük olduğu halde Mustafa Kemal, askerliğe karşı büyük bir sevgi ve ilgi duyuyordu. Büyüyünce subay olmak istiyordu. Bunun en kestirme yolu da askerî bir okula geçmekti. Annesine açıldı. Zübeyde Hanım, oğlunun asker olmasını pek istemiyordu, ama onun ısrarları karşısında razı oldu. Askerî okula giriş için sınav şarttı. Mustafa Kemal bu sınavı üstün dereceyle kazandı, okula girdi. Hareketli, çok çalışkan, düzenli bir öğrenciydi. Arkadaşlarının gelişigüzel oynadıkları her oyuna katılmaz, bunlardan ancak beğendiklerine katılırdı. Bir defasında bahçede «birdirbir» oynama kararı verilmiş, ama o: «Ne? Eğileyim de herkes benim sırtıma basarak mı atlasın? Böyle sevimsiz oyun olmaz!» diyerek oyunu bırakmıştı. İmlâsı düzgün, yazısı güzeldi. Bütün derslerde başarılı olmakla birlikte Türkçeye, edebiyata, yabancı dile, özellikle matematiğe karşı ayrı bir sevgisi vardı. Onu çok beğenen, seven matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Bey, bir gün öğrencisini karşısına almış: «Gel bakalım şöyle Mustafa; demişti. Benim adım da Mustafa, seninki de… Bu böyle olmayacak. İkimizin adları arasında bir fark olsun istiyorum. Bundan sonra sana Mustafa Kemal diyelim; ne dersin?..» Ve o günden sonra Mustafa’nın adı Mustafa Kemal oldu. ATATÜRK’ÜN ÜLKÜSÜ Mustafa Kemal, 14 yaşında Selanik Askerî Rüştiyesini birincilikle bitirdi. O yıllarda yine yurt sınırları içinde bulunan Manastır Askerî İdadisi ’ne (Askerî Lise) yazıldı. Yaz tatillerinde Selanik’teki Fransız okuluna devam ediyor, Fransızcasını ilerletiyordu. 1899 yılında askerî idadiyi de çok parlak bir şekilde bitirip İstanbul’daki Harp Okulu’na girdi. Onun Harp Okulu’nda okuduğu yıllar, padişah II. Abdülhamit’in baskısını artırdığı dönemdi. Yurdumuz kötü ve karanlık günler yaşıyordu. Bu durumu çok iyi gören, yurdun geleceğinin ne olduğunu düşünenlerden biri de genç Mustafa Kemal’di. 1902′de Erkân-ı Harbi ye’ye (Harp Akademisi’ne) girdi. Bu öğrenim döneminin sürdüğü üç yıl sonunda, kurmay yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı. Ancak, Abdülhamit yönetimine karşı çıktığı, bazı gizli toplantılara katıldığı saray tarafından öğrenilmişti. Bu yüzden sorguya çekildi. Sonunda, Şam’a gönderildi. ATATÜRK KURMAY SUBAY Atatürk, Şam’da ve Suriye’nin çeşitli bölgelerinde görev gezileri yaparken yurt gerçeklerini daha yakından tanıyıp inceledi. Bunun sonucu olarak birkaç yakın arkadaşıyla birlikte 1906 yılında Şam’da gizli bir dernek kurdu. Bu dernek Vatan ve Hürriyet adını taşıyordu; amacı yurdu baskılı yönetimden kurtarmak, özgürlüğe ve ilerlemeye kavuşturmaktı. Bu dernek kısa zamanda gelişti. Atatürk derneğin Rumeli kolunu açmak için gizlice Selânik’e gitti. 1907 yılında kolağası oldu. Selanik’teki III. Ordu’ya atandı. Burada Vatan ve Hürriyet Derneği İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katılmıştı. Atatürk bu dernekte önemli bir rol oynadı. Tarihimizde 32 Mart Olayı diye anılan hareketi bastırmak için Selanik’ten İstanbul’a gelen Hareket Ordusu’nda görev aldı. Mustafa Kemal, isyan bastırıldıktan sonra Selânik’e dönmüştü. Bir süre sonra İtalyanlar, Trablus-garp eyaletimize asker çıkarınca, 1911 yılında Mısır yoluyla Trablusgarp’a koştu. Düşmana karşı çarpışan bir avuç kahramanın başına geçti. Başarılı savaşlar yaptı. Binbaşı oldu. 1912 Balkan Savaşı başlayınca Trablusgarp’tan ayrılmak zorunda kaldı. Önemli işler görmek imkânını bulamadan bu savaş yenilgiyle sonuçlanmıştı. Önce Gelibolu boğaz kuvvetleri kurmay şubesi müdürlüğüne atanan Atatürk, kısa bir süre sonra Sofya ataşe militerliğine atandı. Atatürk 1915 yılının başına kadar bu görevde kaldı. Bu arada Birinci Dünya Savaşı da başlamıştı. ATATÜRK ÇANAKKALE’DE Birinci Dünya Savaşı başlayınca Atatürk, yurdun bu bunalımlı günlerinde geri hizmette kalmayı uygun bulmadı; cephelerde görev istedi. İş başındakiler onun ateşli tutumundan çekmiyorlardı. Onu yeni kurulacak bir tümene komutan yaptılar. O sırada yarbay olan Atatürk hemen işe koyuldu; tümenini kısa zamanda yoktan var etti. Çanakkale’ye çıkarma yapmak için uğraşan düşmanların karşısına dikildi. 19. Tümen adını taşıyan bu kuvvetle Mustafa Kemal Çanakkale savaşlarında üstün başarılar gösterdi. Arıburnu’na çıkmış olan düşman askerlerini orada tuttu. Anafartalar’da destan niteliğinde kahramanlıklar yarattı. Düşmanın Çanakkale boğazını geçmesine, İstanbul’u alıp Rusya’nın yardımına koşmasına engel oldu. Bu büyük başarıdan sonra albaylığa yükseltildi. Bütün yurtta adı ilk defa yaygınlaştı; «Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal diye anıldı. Bu savaşlarda bir düşman misketi tam kalbinin üstüne rastladı. Cebindeki saat parçalandı. Büyük kahraman bu sayede yaralanmakla kalarak belki de ölümden kurtuldu. Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale’de ATATÜRK GENERAL Mustafa Kemal, Çanakkale’den sonra daha birçok cephelere gönderildi. Kafkas cephesinde, Siirt, Bitlis, Muş, Diyarbakır bölgelerinde Ruslarla çarpıştı. Diyarbakır’da tuğgeneralliğe yükseldi. 2. Ordu komutan vekili oldu. 1917 yılında Arabistan’daki Hicaz kuvvetleri komutanlığına gönderildi. Buradan 7. Ordu komutanlığına atandı. Osmanlı veliahdı Vahdettin Efendi’nin Almanya’ya yaptığı resmî geziye katıldı. Bu gezide büyük rütbeli Alman subaylarının dikkat ve hayranlıklarını topladı. Ancak geziden üzgün döndü. Durumu gizlemek istemelerine rağmen, Almanların savaşı kaybetmek üzere olduğunu sezmişti. Mustafa Kemal 1918 sonunda Yıldırım Orduları grubu komutanlığı ile tekrar Suriye’ye gönderildi. Artık savaş kaybedilmişti. Ama o, Türk ordusunun en az zararla Suriye’den Anadolu’ya çekilmesini sağladı. Artık büyük asker için Suriye’de yapacağı bir şey kalmamıştı. İstanbul’a döndü. İstanbul’da kaldığı bu birkaç aylık süre içinde yurdu kurtarmak için kafasında tasarılar hazırlamaya koyuldu. Yurdumuz yer yer işgal edilmişti. Bu sırada tek çarenin Anadolu’ya geçmek, milletin koynuna atılarak Sivas’ta yurt savunmasının ve düşmanı yurttan çıkarmanın gerekli hazırlıklarını tasarladıktan, yurdun dört bucağına bu işler için gerekli emirleri verdikten sonra 27 Aralık 1919′da Ankara’ya geldi. 23 Nisan 1920 tarihinde yurdun dört bucağından gelen temsilcilerle Büyük Millet Meclisi Ankara’da açıldı. Kurtuluş Savaşı’na girmenin kaçınılmaz olduğunu anladı. Kendisinin Doğu Anadolu bölgesindeki 3. Ordu müfettişliğine (komutanlığına) atanmasını sağladı. MUTLU GÜN: 19 MAYIS Atatürk 16 Mayıs’ta «Bandırma» adlı bir vapurla İstanbul’dan ayrıldı. Bir gün önce Yunanlılar İzmir’e asker çıkarmışlardı. 3 günlük çetin bir yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919‘da Samsun’a ayak bastı. Bu sırada çeşitli yerlerde yurdun bölünüp düşmanlara verilmesini önlemek amacıyla dernekler kurulmaya başlanmıştı. Atatürk, Samsun’a çıktıktan sonra bu dernekleri kendine bağlanmaya çağırdı. Bu arada hâlâ yer yer iş başında olan ve ellerinde az çok kuvvet bulunan komutanlara da emirler verdi. Onun inandırıcı gür sesi kısa zamanda çok olumlu yankılar uyandırmaya başlamıştı. Düşmanlar saraya, Osmanlı hükümetine baskı yapmaya, Atatürk’ü geri çağırması için zorlamaya koyuldular. Padişahla hükümet, kendisini geri çağırdı; gelmezse işine son verileceğini bildirdi. Ama o, milleti için çalışacağını, dönmeyeceğini, gerekirse askerlikten ayrılacağını bildirdi. Uzun, çetin çabalar sonunda 23 Temmuz’da Erzurum’da, 4 Eylül’de de Sivas ‘ta birer kongre topladı. Bu kongrelerde, vatanın dört bucağından gelen temsilcilere kurtuluşun düşmanlara sığınmak ve yalvarmakla değil, ancak milletçe kendine güvenmek ve silâha sarılmakla mümkün olacağını anlattı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin temellerini attı. Bütün bu çabalarına İstanbul hükümeti ve Damat Ferid Paşa engel olmak istiyor, kendisini ortadan kaldırma yollarını arıyorlardı. Ama bunu başaramadılar. Mustafa Kemal, Amasya’da, Erzurum’da, Sivas’ta yurt savunmasının ve düşmanı yurttan çıkarmanın gerekli hazırlıklarını tasarladıktan, yurdun dört bucağına bu işler için gerekli emirleri verdikten sonra 27 Aralık 1919′da Ankara’ya geldi. 23 Nisan 1920 tarihinde yurdun dört bucağından gelen temsilcilerle Büyük Millet Meclisi Ankara’da açıldı. KURTULUŞ SAVAŞI 23 Nisan 1920′de açılan Büyük Millet Meclisi başkanlığına Atatürk getirildi. Meclis 20 Ocak 1921 tarihinde bir de anayasa kabul etti. Yunanlılar, İzmir’e çıktıktan sonra yurt içinde ilerlemeye başlamışlardı. Çünkü henüz karşılarında kurulu, düzenli bir Türk ordusu yoktu. İstanbul hükümeti 10 Ağustos 1920′de Sevr barış antlaşmasını kabul etmişti. Bu antlaşma, son yurt parçası olan Anadolu’yu da düşmanlara bölüştürüyordu. Ankara Büyük Millet Meclisi Hükümeti bir yandan bu antlaşmayı asla kabul etmeyeceğini ilân ederken, öte yandan da yurt içinde ilerleyen düşmana karşı düzenli kuvvetler kurmaya çalışıyordu. Yunanlılara karşı ilk büyük başarı 10 Ocak ve 1 Nisan 1921 tarihlerinde Birinci ve İkinci İnönü zaferleriyle kazanıldı. Bu arada Londra’da toplanan konferansa İstanbul delegeleriyle birlikte Ankara delegeleri de çağrılmıştı. İnönü savaşlarında yenilen Yunan kuvvetleri 1921 yılı ağustosunda Sakarya’da yeniden büyük bir saldırıya geçmişti. Atatürk, Meclis tarafından geniş yetkilerle Başkomutan seçildi. Cepheye gidip savaşı büyük bir ustalıkla yönetti. Geceli gündüzlü tam 22 gün süren Sakarya Meydan Savaşı, düşmanın yenilgisiyle sonuçlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu büyük yararlığından ve kahramanlığından ötürü Mustafa Kemal’e Gazi unvanını ve mareşallik rütbesini verdi. Atatürk, Sakarya savaşından sonra kesin sonucu alma, düşmanı tam bir bozguna uğratıp yurdu temizleme hazırlıklarına koyuldu. Çok ince ve derin hesaplarla düzenlenen bu hazırlık bir yılda tamamlandı. Bu arada küçük çatışmalar da oluyordu. Sonunda hazırlıklar tamamlandı. Atatürk, bir gece gizlice Ankara’dan ayrılıp Konya ve Akşehir üzerinden Afyon cephesine gitti. 26 Ağustos 1922′de, tarihimizde Başkomutanlık Meydan Savaşı diye anılan büyük savaş başladı, 30 Ağustosta Dumlupınar’da tam bir bozguna uğrayan Yunanlılar, İzmir’e doğru kaçmaya başladılar. 9 Eylül’de İzmir ve onu izleyen haftalar içinde de bütün yurt toprakları, Anadolu ve Trakya, düşmanlardan temizlendi. Bunu Mudanya konferansı, padişahlığın kaldırılması izledi. Son padişah VI. Mehmet (Vahdettin) bir İngiliz zırhlısına binerek İstanbul’dan kaçtı. Lozan konferanslarından, barışın sağlanmasından sonra 29 Ekim1923”te Cumhuriyet ilân edildi. Atatürk cumhurbaşkanı seçildi, Artık Kurtuluş Savaşı’nın çarpışma dönemi bitmiş, yurdun ve milletin ekonomik, kültürel yönlerden kalkınması, çağdaş uygarlığa ayak uydurması dönemine sıra gelmişti. Atatürk cumhuriyetin ilânından sonra devrimleri yaptı. Daha sonra Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını sağlayacak çalışmaları başarıyla yürüttü. Hatay için olan çalışmaları sırasında hastalandı. Hastalığına aldırmadan çalışmaya devam etti. Bunun üzerine hastalığı ağırlaştı ve 1938 yılı 10 Kasım sabahı saat dokuzu beş geçe Dolmabahçe Sarayında dünyaya gözlerini yumdu.
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "uzn_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
e8a4b6481b4333778bae3f728bc47bd1
keep
[]
[ 9.399999618530273, 10, 10, 9.600000381469727, 10, 9.899999618530273, 10, 10, 8.5 ]
./CC-MAIN-20141017005723-00375-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.5.gz
1,210,189,202
10,537
35,887
http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi/selimiye_camii
text/html
2014-10-21T05:24:51
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9988999962806702, 0.0010999999940395355, 0 ]
Selimiye Camii Selimiye Camii (Edirne) II. Selim'in emri üzerine Mimar Sinan tarafından Kıbrıs'ın fethiyle elde edilen ganimetlerle eski sarayın baltacılar koğuşunun bulunduğu yerde yapılmıştır. 1568 - 1574 yıllarında tamamlanan Selimiye Camii Osmanlı-Türk mimarisinin en büyük eseridir. 1913 tarihli bir Osmanlı posta pulunda Selimiye Camii Selimiye Camii Selimiye Camii Mimar Sinan'ın ustalık eserim dediği camii Osmanlı-Türk sanatının en önemli eserlerinden biridir. (Edirne) Sultan II. Selim 'in emri üzerine Sultan İkinci Selim (1524 - 1574) 28 Mayıs 1524'de İstanbul'da doğdu. Babası Kanuni Sultan Süleyman, annesi Hürrem Sultan'dır. Hürrem Sultan Slav kökenlidir. Mimar Sinan ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. tarafından Mimar Sinan 1489 - 1588 yılları arasında yaşamış olan dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir. Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Ailesine ve yaşamına ilişkin kimi zaman yetersiz ve çelişkili bilgiler, çağdaşı Sâi Mustafa Çelebi'nin onun ağzından yazdıklarına, mimarbaşı olduğu dönemden kalan yazışmalara, kendi vakfiyesine ve yazarı bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadır. Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) pa Kıbrıs ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. 'ın fethiyle elde edilen ganimetlerle eski sarayın baltacılar koğuşunun bulunduğu yerde yapılmıştır. Sicilya ve Sardunya'dan sonra Akdeniz'in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs; Toroslar'ın çevrelediği Çukurova bölgesi ile Amanoslar'ın kuşattığı bugünkü Hatay bölgesi arasında bir ada olması dolayısıyla bu kara parçaları ile bir bütünlük arz eder. Aynı zamanda Hatay ile Anadolu kıyılarının teşkil ettiği İskenderun Körfezi'ne hakim bir noktada bulunduğundan bu toprakları kontrol eder durumdadır. 1568 ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. - 1568 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler 1574 ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. yıllarında tamamlanan Selimiye Camii Osmanlı-Türk mimarisinin en büyük eseridir. Üçer şerefeli dört minaresi vardır. Her minarenin yüksekliği 70,89 m.'dir. Kubbesi 31,28 m. çapında olan Selimiye Camii'nin Harim tarafındaki minarelerin şerefelerine ayrı ayrı yollardan çıkılabilmektedir. Osmanlı hükümdarı II. Selim tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan Selimiye Camii, zamanın başkenti olan Edirne'de, şehrin en yüksek noktasında Yıldırım Beyazıt'ın yaptırdığı Baltacılar Koğuşunun kalıntıları üzerine yapılmıştır. Yapımına 1574 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler 1569 ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. 'da başlanmış ve 1569 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler 1575 ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. 'de tamamlanmıştır. Osmanlı-Türk sanatının en muhteşem eseridir. Mimar Sinan, Selimiye için "ustalığımın eseri" demiştir. Açık havalarda 1575 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler Rodop Dağları ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. 'ndan ve Uzunköprü'nün Süleymaniye Köyü'nden görülebilmektedir. Selimiye'de daha önceki hiç bir camide, Rodop Dağları (Bulgarca Poдoпи, Yunanca Poδόπn), kısaca Rodoplar, Güneydoğu Avrupa'da Balkan Yarımadası'nda bulunan sıra dağlardır. Dağların uzandığı arazinin %83'ü Bulgaristan'ın güney sınırları içerisinde; kalan %17'si Yunanistan sınırları içerisindedir. 2.191 metrelik tepe noktasıyla Bulgaristan'ın yedinci büyük dağıdır. Ayasofya ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. ve Bizans eserinde ve antik çağ mabetlerinde görülmemiş bir teknik kullanılmıştır. Daha önceki kubbeli yapılarda, asıl kubbe kademeli yarım kubbelerin üzerinde yükselmesine rağmen, Selimiye Camii tek bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe, 8 filayağına dayanan bir kasnak üzerine oturtulmuştur. Kasnak, filayaklarına kemerlerle bağlıdır. Kubbenin çapı 31,28 metre, yüksekliği de 15,86 metredir. Bu şekilde örttüğü iç mekana verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekanın bir kerede kolayca anlaşılmasını sağlar. Kubbe aynı zamanda camiinin dış görünüşünün ana hatlarını da belirler. Selimiye Camii Selimiye'nin herbiri 70,89 metre yüksekliğinde, kalem gibi incecik 4 minaresi vardır. Minareler üçer şerefelidir. İki minaresinde şerefelerin üçüne giden yol ayrıdır. Bu minarelerden aynı anda üç şerefeye de birbirini görmeden üç kişi çıkabilir. Öndeki iki minarenin taş oymaları çukur, ortadaki minarelerin oymaları ise kabarıktır. Minarelerin kubbeye yakın olması, camiyi göğe doğru uzanıyormuş gibi gösteren bir görünüş güzelliği sağlar. Diğer camilerde ise minareler açığa yapılmış ve yapı genişlemiştir. Selimiye Selimiye'nin mermer, çini ve hat işçilikleri de önemlidir. Yapının içi İznik çinileriyle süslüdür. Büyük kubbenin tam altındaki hünkar mahfili, 12 mermer sütunludur ve 2 metre yüksekliktedir. Çinilerin bir kısmı 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında, Rus generali Mihail Skobelev tarafından sökülerek Moskova'ya götürülmüştür. Caminin mimarisinde olduğu kadar, mermer, çini ve hat işçiliklerinde de kusursuzluğa varılmıştır. Yapının içi İznik çinileriyle süslüdür. Büyük kubbenin tam altındaki Hünkar mahfili, 12 mermer sütunlu ve 2 metre yüksekliktedir. Çinilerin bir kısmı 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında, Rus generali Skobelef tarafından sökülerek Moskova'ya götürülmüştür. Yapının, kuzeye, güneye ve avluya açılan 3 kapısı vardır. İç avlu, revaklar ve kubbelerle süslüdür. Avlunun ortasında mermerden özenle işlenmiş bir şadırvan vardır. Dış avluda ise Sıbyan Mektebi, Darül Kurra, Darül Hadis, medrese, imaret bulunmaktadır. Sıbyan Mektebi günümüzde Çocuk Kütüphanesi, medrese ise müze olarak kullanılmaktadır. Ayasofya, 916 yıl boyunca kilise, 481 yıl da cami olarak hem Hıristiyanlığın, hem de Müslümanlığın hizmetinde bulundu. İlk yapıldığında Büyük Kilise (Megale Ekklesia) denilen bu muhteşem yapıt, Kutsal Bilgelik’e (Sofia) adandığından Ayia Sofia olarak tanınır, Fetih’ten sonra ise Ayasofya olarak anılmaya başlanır. ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. - İç avlu - Selimiye Camii - Minber - Kubbesinin iç görünüşü - Kubbesinin dış görünüşü - 1913 tarihli bir Osmanlı posta pulunda Selimiye Camii
[ "kin_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "kin_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "kin_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unk", "crh_Latn", "unk", "kin_Latn", "unk", "isl_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn" ]
allowed
f772e59f3ef68d135ee3fb9d448ec8fe
keep
[]
[ 5.800000190734863, 9.899999618530273, 10, 9.100000381469727, 10, 9.5, 7.400000095367432, 8, 0 ]
./CC-MAIN-20141030025818-00216-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.gz
1,007,275,851
16,441
59,132
http://www.portfolyo.com/2009/01/vatanbilgisayarcom-maalesef-yenilendi/
text/html
2014-10-30T14:26:05
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9998999834060669, 0.00019999999494757503, 0 ]
Galiba şu günlerde oturup sadece yenilenen web sitelerini konuşsak oturup herkes ağlar. Daha iyisi istekleriyle kalkışılan işlere keşke dokunmasalardı diyoruz. Bu yazımda yenilenen bir web sitesini irdeleyerek “bir web sitesi niçin yenilenir” sorusunu tartışmaya çalışacağım. Malumunuz, Vatan Bilgisayar, web site adresi www.vatanbilgisayar.com olan fakat firma ismi Vatan Computer diye yazılan (bkz: Google ), kampanyalarıyla mağazalarını tıklım tıklım doldurarak pazarda herkesi zor duruma düşüren büyük ve rekabetçi bir elektronik mağaza. Kısa bir girişle tanımını yaptığımız bu elektronik hiperstoru maalesef web sitesini yenilemiş. Bu yeniliği 2009′un ilk saatlerinde farkederek twitter üzerinden duyurmuştum. Herşey neden Flash? Sitede heryerin neden flash yapıldığını merak ediyorum ve bunu merak edenler için Facebook’da açılacak bir grupta toplumsal patlama yaşanacağı kanaatindeyim. Bir alışveriş sitesi düşünün ki, beğendiğiniz ürünün resmini kaydedemiyorsunuz. - Tüm ürün resimleri ve menüler flash. Buna ne gerek var, iphone ile sitenizi dolaşmak mümkün değil. - Menü ve ana sayfa orta alanda kullanılan ürün resimleri, flash kullanılması ve boyutlandırma sorunları nedeniyle piksel piksel bir görünümdeler. Bu da kötü görünmelerine sebep oluyor. - Yine ana sayfadaki ürün karoseli ürün tanıtımı için iyi bir araç değil, kullanımı zor. - Ana sayfa (Quad Core Q6700 4 çekirdek işlemcili bir pc ile) minimum %15 işlemci ve 150.000K ram kullanıyor. Kullanıcılar ne derece performanslı bir bilgisayara sahip olmalılar ki sitede rahat rahat dolaşabilsinler? Herşeyin flash olduğu bir alışveriş sitesi dünyada yok, bunu nasıl başardınız? (Full flex uygulamalardan haberimiz elbette var ve performans sorunları yok. Bu sitelerden bahsetmiyoruz.) - Ürün detaylarında “stok bilgisi al” butonu var ve çalışmıyor. Ne işe yarıyor? - Sol menüdeki Kampanyalar tıklandığında ana sayfaya geliyoruz?!??!! - Kullanıcı adı ve şifreye rasgele birşeyler yazıp hata sayfasına düşüyorum ki ne gibi ilginçlikler olabilir görebileyim. Şifre hatırlatma alanındaki e-posta alanını tıkladığımda uyarı baloncuğu hemen açılıveriyor: “This control is invalid!”. Neticede “copy-paste master” kavramı günümüz webmasterları arasında çok yaygın. den yazıyoruz, sabır çekiyoruz Hangi zihniyet “ara” butonunu sol tarafa koyar? Arama kutusunu denemeye başlayalım: - de yazıp entera bastığımızda, arama kutusunda bir uyarı görünür gibi oluyor ve sayfa yenileniveriyor. - de yazıp soldaki harika mercek tıklandığında 3 karakterden az kelime giremezsiniz uyarısı çıkıyor (ki uyarıyı çok dikkatli bakarsanız yakalayabilirsiniz) ama sayfa tekrar yenileniyor. - den yazarak uyarıyı görmeden arama yapmak istiyoruz ve entera baıyoruz. Bu defa ne görelim? Arama kutusunun hemen üstündeki “kullanıcı adı” bölümü bize uyarı veriyor: Kullanıcı adı girmelisiniz ! - den yazıyoruz, sabır çekiyoruz ve bu defa mercek ikonuna tıklıyoruz. Uyarı yok, hata yok. Ama sonuçta yok. Sayfa yenileniyor. - deneme yazıyoruz, süreci tekrar ediyoruz, sonuç sayfası yok. - toshiba, casper, güç kaynağı yazıyoruz, süreci tekrar ediyoruz ve sayfa yenileniyor. Kısaca, arama çalışmıyor! Bir ürünü satın almak için uygun olmanız gereken koşullar Sitenin en altında sadece Türkiye’deki bir elektronik satış sitesinde görülebilir cinsten bir uyarı var: “Bu sayfa en iyi 1024 x 768 ekran çözünürlüğü ve internet explorer 7.0 ile görüntülenebilmektedir.” Düşünsenize, İstinye Fark!? alışveriş merkezine girmek üzeresiniz, güvenlik sizi uyarıyor. Mağazalar en iyi gözlüksüz müşteriler içindir. Lens kullananlara da tavsiye etmiyoruz. Milyon dolar yatırımlar, milyon dolarlık pazarlar, ticaret, para, ekonomi vs… Bu cümle sahibi olduğunuz milyon dolarlık firmanın web sitesinin altında yazıyor. Ne oldu? Küçülüyor musunuz? Aaa evet gözümün önünde birden ufacık kaldınız… Vee… Evet, zihniyetiniz de siz de yok oldunuz… Server Error in ‘/’ Application Server Error in Application denilince akla gelen ilk elektronik mağaza benim için Vatan Bilgisayar olmuştur. Örnek hata görmek için: http://www.vatanbilgisayar.com/products.aspx?L1=PC_&L2=PC_POR&Br=Hepsi Notes: The current error page you are seeing can be replaced by a custom error page by modifying the “defaultRedirect” attribute of the application’s configuration tag to point to a custom error page URL. Sitede gezinirken olur olmadık yerlerde karşınıza çıkan bu sayfalar basit şekillerde engellenir ve site ziyaretçisine gösterilmezler. Kullanıcı yine bir hata sayfasına yönlendirilir ve “Üzgünüz, şu anda görüntülemek istediğiniz sayfada bir hata oluştu” mesajı ziyaretçiye verilir ve sistem programcılara hata loglarını mail atar. Ziyaretçiye bu uyarılar gösterilmez. İkinci sırada ise hepsiburada.com geliyordu. Fakat son zamanlarda bu tür hata mesajlarıyla karşılaşmıyorum. Rasgele birşeyleri alacakmış gibi sepetime ekliyorum. Sipariş sayfası açılıyor ve ödeme bölümünde tablo başlıklarında Açıklama kelimesi başında bir Q harfi unutulmuş. Neyse ufak tefek hatalar olabilir, bir de yazıcı sayfasını göreyim derseniz, çıkan kağıdın en üstündeki şu hata kodu sipariş formunuza ayrı bir güzellik katacaktır: System.IndexOutOfRangeException: Cannot find table 0. at System.Data.DataTableCollection.get_Item(Int32 index) at shoppingCartSum.FillOzellik(Int32 IID, Repeater rptOzellik)System.IndexOutOfRangeException: Cannot find table 0. at System.Data.DataTableCollection.get_Item(Int32 index) at shoppingCartSum.FillOzellik(Int32 IID, Repeater rptOzellik)System.IndexOutOfRangeException: Cannot find table 0. at System.Data.DataTableCollection.get_Item(Int32 index) at shoppingCartSum.FillOzellik(Int32 IID, Repeater rptOzellik) Yenilenen web sitelerinin amacı nedir? Önceki yazımda İş Bankası’nın web sitesini yenilemesiyle karşılaştığımız şeyleri özetlemeye çalışmıştım. İşin temelinde ne var? Yani bir firma web sitesini neden yenilemek ister? Biraz bunu sorgulamak istiyorum. Önce amaçlardan başlayalım ve ticari amaçları sıralamaya çalışalım. Kurumsal kimliğini güçlendirmek, imaj tazelemek, marka bilinirliğini arttırmak, firma içerisindeki gelişmeleri web sitesine de yansıtmak gibi “egoist” veya “kar güdümlü” olarak görebileceğimiz amaçlar olabilir ki geneli böyledir. Şimdi de hayalini kurduğumuz ve rüyalarımızı süsleyecek amaçları sıralamayı deneyelim. Düşünün ki bir firma web sitesini yenileme çalışmalarına başlamadan önce bırakın çalışma başlatmayı, bunun kararını vermeden önce araştırmalara başlasın. Bu araştırmalarda varolan sitenin istatistikleri incelesin, kullanıcı profilleri oluştursun, ziyaret sıklıklarından tutun, kullanılan tarayıcı, işletim sistemi, ekran çözünürlüğü ve daha saymakla bitmez istatistik bilgilerini analiz etsin. Genel müşteri kitlesiyle bu analiz sonuçlarını değerlendirerek adım atmaya başlasın. Hedef kitle gözetilerek, kullanıcı deneyimleri sindirilmiş ve sonucunda kullanıcı dostu dediğimiz bir görünüme ve işlevselliğe kavuşmuş bir web sitesi üretmek acaba hangi firmanın amacı olacak? Havale yapmak için kırk takla attığımız, bir ürün fiyatındaki net indirimi anlayabilmek için bilgisayarımızda hesap makinesi açarak hesaplama yaptığımız, arama yaparak çabucak ulaşmak istediğimiz bilgi için neredeyse tüm site sayfalarını gezmek zorunda kaldığımız şu günlerde, kullanıcı deneyimleri bu gibi durumlardan oluşuyor. Firmalar niçin web sitelerini yenilediklerini düşünmeli ve amaçları gerçekleştirecek ajanslara doğru aktarabilmeliler. Ajansın görevi daha kritik ve bu amaçları tüm teknik ve bilgi donanımıyla sentezleyerek doğru çalışmayı yapabilmelidir. Bir ajansın web sitesini yenilemek için neler yapması gerektiğini de ben burada saymayayım. Siz milyar dolarları yöneten firmalar ve bu firmalara onbinlerce dolara iş yapan ajanslar, kullanıcı odaklı web siteleri istemekte biz minik kullanıcılar haksız mıyız?
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "eng_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "eng_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "eng_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
99e518692ae748a831318de17c74f624
keep
[]
[ 8.5, 9.100000381469727, 9.899999618530273, 9.600000381469727, 10, 10, 10, 7, 9.899999618530273 ]
./CC-MAIN-20141017005725-00150-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.gz
878,963,203
7,986
32,874
http://www.mavirize.com/amonyak-amonyak-nedir-amonyak-nerelerde-kullanilir.html
text/html
2014-10-21T23:56:22
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9993000030517578, 0.000699999975040555, 0 ]
Amonyak Nedir (Amonyak Kullanım Alanları) AMONYAK, azotun hidrojenle oluşturduğu bir bileşik. Adını Mısır tanrısı Ammon’dan alır. NH3 formüllü, keskin kokulu, renksiz bir gazdır. Sulu çözeltisi de aynı adla anılır. 1774′de İngiliz Priestley tarafından bulundu. Bileşimini ise 1785′de Bertholler açıkladı. 33°C’de kaynar, 78°C’de ergir. Yoğunluğu 0.60′dır. Yüksek basınç altında kolayca sıvılaşır. Sıvı amonyak soğutucu ve iyi bir eritken olarak kullanılır. Suda kolay çözünür. Odyometrede elektrik akımıyla ayrıştırılarak bileşimi saptanır. Bazik karakterde bir bileşiktir. Oksijende yanarak su hubarı ve N2 gazı veririr. Haber yöntemiyle NH3 elde edilirken, gerekli H2 su gazından N2 de sıvı havadan elde edilir. Sanayide en önemli üretimi yine elementlerinden sentez yoluyladır. Haber-Bosch yöntemi ile ( N2+ 3H2 2NH3) organik maddelerin azotlu bileşikleri bazı mayalarla NH3 verir. Taş kömürü damı-tılırken, havagazınm temizlenmesi sırasmda sulu kısımda NH3 oluşur. Sanayide önemli oranda amonyak, nitrik asit, nitrat ve nitrit durumuna getirilmektedir. Ayrıca Rolvay yöntemiyle soda (sodyum karbonat ) elde etmek için yararlanılmaktadır. Bugün amonyak en çok pekrolden elde edilen hidrojenle, hava azotundan elde edilir. Amonyaktan gübre sanayiinde ve patlayıcı madde yapımında yararlanılır. Doğal olarak toprakta mikroorganizmaların etkisiyle gerçekleşen nitratlaşma olayı NaN03 (sodyum nitrat) ve KNO3 (potasyum nitrat) gibi tabi gübreler oluşturur. Amonyum klörür (NH4 Gl) ya da nisadır, kuru pillerde ve lehim işlerinde kullanılır. Amonyak çözeltisi kumaş lekelerini çıkarmada, gümüş eşya parlatılması ve temizlenmesinde, tıpta böcek sokmalarına karşı yarayı dezenfekte edici o-larak kullanılır. Sıvı amonyak soğutma tesislerinde kullanılır. “Amonyak Nedir (Amonyak Kullanım Alanları)” için 4 cevap - teşekür ediyoru bilgi verdiğiniz için - amonyak kokain kaynatmakta kullanılır toz kokaini taş (crack= kokaine çecirir… - bu nasıl site - teşşekkür ederim çok iyi bilgiler var
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn" ]
allowed
39866dd553b26c12186ee962ee543861
keep
[]
[ 7.599999904632568, 10, 10, 9.300000190734863, 10, 9.699999809265137, 10, 4, 0 ]
./CC-MAIN-20141017005725-00203-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.3.gz
684,834,453
6,185
24,700
http://www.ebilge.com/displayque.php?qid=272419&soru=Mikroskopun_bolumleri_nelerdir
text/html
2014-10-21T23:56:59
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9994000196456909, 0.0006000000284984708, 0 ]
Soruyu soran: Misafir | Tarih: 2008-09-09 | Okunma sayısı: 4504 Tweet Mikroskpun bölümleri; Oküler: Mikroskopa gözünüzü yaklaştırıp baktığınız yerdir. Gövde kolu: Oküler ve objektifleri tutan parçadır. Hareketli revolver: Objektifleri hareket ettirip ygn objektifi kullanmamıza olanak sağlar. Objektifler: Oküler gibi mercek ihtiva eden bir parça. Büyütme bunlar sayesinde olur. Nesne tablası: İncelenecek cisim bu tabla üstüne konulur. İris diyafram: Aydınlatmanın geçtiği yerdir. Aydınlatma: Gerekli ışığı sağlayan kaynaktır. Kaba ayar düğmesi: Görüntüyü ayarlamakta kullanılır. İnce ayar düğmesi: Daha hassas ayarlar için kullanılır. Alt kaide: Mikroskopu ayakta tutan parçadır. 3 Güneş olmasaydı hangi enerji kaynakları olmazdı? 726 defa okundu 5 Ben 8 sınıf öğrencisiyim assubay olmak istiyorum hangi sınavlara girmem gerekiyor? 510 defa okundu 9 İpekböcekçiliği en çok hangi ilde yapılmaktadır? 1457 defa okundu 15 Tuzlu su ile sekerli suyun arasindaki farklar nelerdir? 532 defa okundu 16 Gemilerin su üzerinde batmamalarının sebebi nedir? 384 defa okundu 19 Rumeli hisarındaki burçlar ne amaçla yapılmıştır? Rumeli hisarı ve anadolu... 635 defa okundu
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "ewe_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "mos_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
a68c629bd0e1076e0897efdfc3cec68d
keep
[]
[ 6, 8.899999618530273, 10, 9.399999618530273, 10, 9, 10, 0, 0 ]
./CC-MAIN-20150226074103-00192-ip-10-28-5-156.ec2.internal.warc.gz
768,421,167
14,261
48,979
http://www.soyle.org/edebi-eserler/32427-nutuk-kitap-ozeti.html
text/html
2015-03-05T06:29:26
cc15
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9987999796867371, 0.0010000000474974513, 0.00019999999494757503 ]
KITABIN ÖZETI : Nutuk yeni Türkiye devletinin yazilan ilk tarihidir. Yazari Mustafa Kemal Atatürk'tür. Yaptigi tarihi gelecekteki Türk insanina tanitabilmek amaciyla bu kitabi kaleme almistir. Nutuk: Atatürk tarafindan kurulan Cumhuriyet Halk Partisinin 15-20 Ekim tarihleri arasinda Ankara da toplanan Ikinci Kongresinde okunmustur. Konusma otuz alti buçuk saat sürmüstür. Nutuk 1919'dan baslayarak 1927 ye kadar olan tarih dilimini incelemektedir. Bu dönem üç bölümde ele alinmistir. 1. Kuva-i Milliye (Ulusal güçler) Dönemi Nutukta yeni Türkiye Devletinin kurulusu anlatilmaktadir. Yeni Türk devletinin kurulmasindaki maksat da su sekilde açiklanmistir: Türk ulusunun onurlu ve serefli bir ulus olarak yasamasidir. Bu da tam bagimsiz olmakla saglanabilir. "Ne kadar zengin olursa olsun, bagimsizliktan yoksun bir ulus uygar insanlik karsisinda usak durumunda kalmaktan ileriye gidemez." demistir ve Mustafa Kemal Atatürk su sözleri söylemistir "Türkün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksektir. Böyle bir ulus tutsak yasamaktansa yok olsun daha iyidir." Diyerek kurtulus isteyenlerin parolasinin "Ya bagimsizlik ya ölüm oldugunu" söylemistir. Burada devlet kurmanin zorluklari görülmektedir. Atatürk Samsun'a çiktigi anda ülkenin genel durumu; Osmanli Devletinin içinde bulundugu topluluk savasta yenilmis Osmanli Ordusu zedelenmis, kosullari agir bir ateskes imzalanmis, ulus yorgun ve bitkin bir durumda, ulusu ve ülkeyi savasa sürükleyenler yurttan kaçmis, padisah ve halife soysuzlasmis, kendini ve tahtini koruyacak alçakça önlemler arastirmakta, hükümet yüzsüz, onursuz, korkak, ordunun elinden silahlari ve cephanesi alinmis ve alinmakta, yurdun dört bir yanindaki topluluklar devletin bir an önce çökmesine çaba harciyorlardi. Bu sekilde açikladiktan sonra ulus egemenligine dayanan kayitsiz sartsiz yeni bir devleti kurmak için izledigi politikayi, karsilastigi güçlükleri bunalimlari ve çatismalari anlatmaktadir. Bu haliyle Nutuk, sömürgeci devletlerin altinda yasayan uluslara kurtulus yolunu gösteren bir yapit özelligi tasimaktadir. 2. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi: Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de açilmis ve o günden sonra tüm askeri ve sivil makamlarin ulusun basvuracagi en yüce katin Meclis olacagini halkina bildirmis ve Meclis, Mustafa Kemal Atatürk'ün açik ve gizli oturumlardaki bir iki gün süren açiklamalari ve konusmalarindan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Baskani seçmistir. 3. Cumhuriyet Dönemi : Atatürk Ismet Pasa ile birlikte bir yasa tasarisi hazirladi. Bu tasaridaki 20 Ocak 1921 tarihli anayasanin devlet biçimini saptar maddelerini degistirerek birinci maddenin sonuna "Türkiye Devletinin Hükümet biçimi Cumhuriyettir" cümlesini ekleyerek maddeyi degistirmistir ve yapilan Meclis toplantisinda Anayasanin Degistirilmesi ile ilgili maddenin görüsülmesi kabul edildi. Toplanti sonunda yasa birçok milletvekilinin "Yasasin Cumhuriyet" söylemleri ile kabul edildi ve böylece 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilmis oldu. Daha sonra Cumhurbaskanligi seçimine geçildi. Oylamada Mustafa Kemal Atatürk toplantiya katilan yüz elli sekiz kisinin tümünün oylarini alarak Cumhurbaskani seçildi. Nutuk sömürge uluslarin bagimsizliklarini kazanmaya yardimci olacak bir program niteligindedir. Bu eser okundugunda Türk kurtulus savasinin bir askeri savas oldugu kadar bir düsünce savasi da oldugu görülmektedir. Nutuk, Mustafa Kemal Atatürkün halkina verdigi bir hesap pusulasidir. Çünkü ulusal kurtulus savasi boyunca o halkiyla birlikte olmustu ve halkina Hayat demek savas ve çarpisma demektir. Hayatta basari yüzde yüz savasta, basari kazanmakla elde edilebilir. Bu da manevi ve maddi güce dayanir. Insanlarin ugrastigi tüm sorunlar, karsilastigi tüm tehlikeler, elde ettigi basarilar toplumca yapilan genel savasin dalgalari içinde dogar. Sözlerini söylemis ve halkindan can istemis, halk seve seve vermis, mal istemis, halk seve seve vermistir. Bunlar nerede, nasil, niçin, harcanmis ? Nutuk halkin kafasindaki bu sorulara da açiklik getirmistir. Türk halkindan alinan canin ve malin ülkenin isgalinden, ulusun kölelikten kurtularak onurlu, bagimsiz, çagdas bir devlet ve toplum olarak yasamasi için harcandigini belgeleriyle açiklamaktadir. Atatürk bu eserinde, ulusal varligi sona ermis sayilan büyük bir ulusun bagimsizligini nasil kazandigini, bilim ve teknigin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çagdas bir devleti nasil kurdugunu anlatmaya çalismis ve Türk gençligine biraktigi kutsal armagani su sözlerle noktalamistir. Bu uzun ve ayrintili sözlerim tarihe mal olmus bir devrin öyküsüdür, burada ulusum için ve yarinki çocuklarimiz için dikkat ve uyaniklik saglayabilecek kimi noktalari belirtmis isem kendimi mutlu sayacagim" demis. Nutuk, yeni Türkiye devletinin nasil kuruldugunu merak eden tüm insanlarimizin okumasi gereken bir basucu eseridir. Bundan dolayi siyasi yasantimizda oldugu kadar, devlet felsefesinde de kullandigimiz en bas eserdir.
[ "azj_Latn", "unk", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
c1f655499ad24ee311a05a26ef8f7532
keep
[]
[ 9.399999618530273, 10, 10, 10, 10, 10, 10, 6, 7.800000190734863 ]
./CC-MAIN-20150226074103-00261-ip-10-28-5-156.ec2.internal.warc.23.gz
654,161,792
8,450
38,783
http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/219483-mustafa-kemal-ataturk-hangi-cephelerde-savasmistir-6.html
text/html
2015-03-03T08:55:28
cc15
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9997000098228455, 0.0003000000142492354, 0 ]
Soru-Cevap > Mustafa Kemal Atatürk hangi cephelerde savaşmıştır? Misafir19:59, 12 Ekim 2010 arkadaşlar atatürkün askerliklerini nerelerde yapmıştır bunu bi yaza bilirmisiniz teşekkür ederim. Daisy-BT15:28, 18 Ekim 2010 Atatürk'ün görev yaptığı cephe ve savaşlar: Mustafa Kemal Atatürk'ün savaştığı cepheler: - 29 Eylül 1911 Trablusgarp Savaşı - 6 Mart 1911 Derne Komutanlığı - 24 Kasım 1912 1. Balkan Savaşı - Haziran 1913 İkinci Balkan Savaşı - 20 Ocak 1915 1. Dünya Savaşı; 3.Kolordu emrinde Tekfurdağ'da kurulacak olan 19. Fırka Komutanlığına atandı. - 25 Nisan 1915 Çanakkale Savaşı - 15 Mart 1916 tarihinde 3. Ordu'yu desteklemesi için emrindeki 16. Kolordu ile birlikte Diyarbakır'a gönderildi. (Kafkas cephesi) - 5 Temmuz 1917 Yıldırım Orduları Grubu emrindeki 7.Ordu Komutanlığı. - 15 Ağustos 1918 7.Ordu Komutanı olarak Filistin Cephesi. - 1919-1923 Kurtuluş Savaşı Bazı kaynaklarda Atatürk’ün 1. Dünya savaşı’nda hangi cephelerde savaştığı konusunda bazı gereksiz tartışmalar yapılmaktadır.Yapılan bu gereksiz tartışmaların esas sebeplerinden birisi cephelerin isimlerinin yanlış zikredilmesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle Kafkas cephesi ile Doğu cephesinin 1. Dünya savaşı’nda aynı anlama geldiğinin yeterince bilinmemesi, Suriye Filisitin cephesinin Sina-Filistin cephesi olarak yine aynı anlama geldiğinin bilinmemesi ve Hicaz-Yemen cephesinin bazı kaynaklarda güneydeki tek cephe olarak alınması ve Suriye-Filistin cephesinin devamı olduğunun bilinmemesi mevcut yanlışlıklardan en önemlilerindendir.Bizler Mustafa Kemal Atatürk’ün etkin ve aktif olarak 1. Dünya savaşı’nda görev yaptığı cepheleri 3 başlıkta incelemekteyiz.Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: ÇANAKKALE SAVAŞLARI İngiliz ve Fransızların müttefikleri olan Rusya'ya boğazlar yoluyla yardım etmek istemeleri sebebiyle açılan Çanakkale Savaşları Türk Ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanmıştır.18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 250.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. KAFKASYA CEPHESİ (DOĞU CEPHESİ) Öncelikle Enver Paşa’nın Rusya’ya taarruzu ile başlayan Kafkas harekatı iklim koşullarının elverişsiz olması sebebiyle Osmanlı Devleti’nin başarısızlığıyla sonuçlanmış ve Rusya bazı bölgeleri Doğu Anadolu’da ele geçirmiştir.Kaybettiğimiz asker sayısının 60- 65 bin civarında olduğu kesin olarak bilinmektedir.Tüm bunlara rağmen bazı çevrelerin 90 bin Türk askerini burada şehit göstermesi tamamen hayal ürünüdür. Özellikle Çanakkale savaşlarında Osmanlı Devleti’nin başarılı olması ve Rusya’nın savaştan çekilmesi üzerine Atatürk’ün girişimleriyle doğuda Muş ve Bitlis Ruslardan geri alınmıştır.(1916)Şunu unutmamak gerekir ki Çanakkale savaşlarından sonra Atatürk Kafkas cephesine atanmıştır.Hatta doğuda 2. Ordu komutanlığı görevlerinde de bulunmuştur. SURİYE-FİLİSTİN CEPHESİ (SİNA-FİLİSTİN CEPHESİ) İngilizlerin Suriye-Filistin bölgesindeki işgali bölgede bulunan 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından durdurulmak istenmiştir.Ancak sınırlı sayıdaki askeri mevcut, özellikle Alman komutan General Liman von Sanders’in Atatürk ile anlaşamaması, ayrıca Liman Von Sanders’in stratejik hataları ve Arapların İngilizlerle işbirliği yapması bu cephede Osmanlı Devleti’nin başarısız olmasına yol açmıştır. Misafir21:22, 18 Ekim 2010 atatürkün askerlik aniları Misafir18:23, 19 Ekim 2010 tmm da peki en önce hangisinde savaştı arkadaşlar bilen varmı??? Misafir21:35, 19 Ekim 2010 atatürk galiçyada savaşmışmıdır Daisy-BT21:40, 19 Ekim 2010 Atatürk'ün görev yaptığı cephe ve savaşlar: - 29 Eylül 1911 Trablusgarp Savaşı - 6 Mart 1911 Derne Komutanlığı - 24 Kasım 1912 1. Balkan Savaşı - Haziran 1913 İkinci Balkan Savaşı - 20 Ocak 1915 1. Dünya Savaşı; 3.Kolordu emrinde Tekfurdağ'da kurulacak olan 19. Fırka Komutanlığına atandı. - 25 Nisan 1915 Çanakkale Savaşı - 15 Mart 1916 tarihinde 3. Ordu'yu desteklemesi için emrindeki 16. Kolordu ile birlikte Diyarbakır'a gönderildi. (Kafkas cephesi) - 5 Temmuz 1917 Yıldırım Orduları Grubu emrindeki 7.Ordu Komutanlığı. - 15 Ağustos 1918 7.Ordu Komutanı olarak Filistin Cephesi. - 1919-1923 Kurtuluş Savaşı Misafir17:42, 21 Ekim 2010 cephelerle ilgili daha fazla bılgi yokmu Daisy-BT23:27, 21 Ekim 2010 . Misafir15:20, 27 Ekim 2010 mustafa kemal atatürkün görev yaptıgı cepeler Misafir19:15, 27 Ekim 2010 bunların sırası yokmu alt alta Hızlı Cevap Benzer Konular
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "lus_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unk", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
1602389bcb6758b8b2a7dfa9f150ee7a
keep
[]
[ 5.300000190734863, 9.699999809265137, 10, 9.199999809265137, 10, 8, 7.699999809265137, 4, 6.199999809265137 ]
./CC-MAIN-20141030025824-00059-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.3.gz
362,521,723
20,870
125,892
http://www.blogcu.com/etiket/kpss+%C3%A7%C4%B1km%C4%B1%C5%9F+sorular
text/html
2014-11-01T09:08:23
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9990000128746033, 0.0010000000474974513, 0 ]
2006 kpss 1 eğitim bilimleri 2006 kpss 1 genel yetenek kültür 2007 kpss 1 eğitim bilimleri 2007 kpss 1 genel yetenek kültür 2008 kpss 1 eğitim bilimleri 2008 kpss 1 genel yetenek kültür 2009 kpss 1 genel yetenek kültür 2009 kpss 1 eğitim bilimleri ...kaynak : cepkpss.blogcu.com... 2006 kpss 1 eğitim bilimleri 2006 kpss 1 genel yetenek kültür 2007 kpss 1 eğitim bilimleri 2007 kpss 1 genel yetenek kültür 2008 kpss 1 eğitim bilimleri 2008 kpss 1 genel yetenek kültür 2009 kpss 1 genel yetenek kültür 2009 kpss 1 eğitim bilimleri ...kaynak : cepkpss.blogcu.com... 2006 kpss 1 eğitim bilimleri 2006 kpss 1 genel yetenek kültür 2007 kpss 1 eğitim bilimleri 2007 kpss 1 genel yetenek kültür 2008 kpss 1 eğitim bilimleri 2008 kpss 1 genel yetenek kültür 2009 kpss 1 genel yetenek kültür 2009 kpss 1 eğitim bilimleri ... osmanlı devleti dağılma dönemi kpss’de çıkmış sorular 2001 kpss 1: osmanlı devleti’nde tanzimat fermanı’nın ilanı ıslahat fermanı’nın ilanı 31 mart olayının bastırılması gelişmelerinden hangileri, mevcut anayasal düzene karşı olanlara bir tepkidir ? cevap: 31 mart olayı ıı. meşrutiyet’e karşı istanbul’da çıkan isyandır. 2:fatih sultan mehmet’ten sonra hangi padişah halka, osmanlı devletinin vatandaşları arasında din ve mezhep ayrılığı gözetilmeyeceği teminatını vermiştir ? cevap: ıı.mahmut 2003 kpss 1:osmanlı devleti’nde aşağıdaki kesimlerden hangileri ı.meşrutiyetin ilan edilmesi için çalışmışlardır? a... osmanlı devleti dağılma dönemi kpss’de çıkmış sorular 2001 kpss 1: osmanlı devleti’nde tanzimat fermanı’nın ilanı ıslahat fermanı’nın ilanı 31 mart olayının bastırılması gelişmelerinden hangileri, mevcut anayasal düzene karşı olanlara bir tepkidir ? cevap: 31 mart olayı ıı. meşrutiyet’e karşı istanbul’da çıkan isyandır. 2:fatih sultan mehmet’ten sonra hangi padişah halka, osmanlı devletinin vatandaşları arasında din ve mezhep ayrılığı gözetilmeyeceği teminatını vermiştir ? cevap: ıı.mahmut 2003 kpss 1:osmanlı devleti’nde aşağıdaki kesimlerden hangileri ı.meşrutiyetin ilan edilmesi için çalışmışlardır? a... islamiyetten önce türk tarihi hakkında bilmeniz gereken her şey bu videoda var islam öncesi türk tarihi video islamiyetten önceki türk tarihi konusunda kpss de çıkmış sorular ve cevapları konu1: islamiyet öncesi türk tarihi kpss tarih çıkmış sorular 2001kpss: uyguların aşağıdaki sanat alanlarının hangilerinde etkinlik göstermeleri onların yerleşik hayata geçtiklerine bir kanıttır ? ı: duvar resmi ıı: dokuma ııı: mimari cevap: duvar resmi ve mimari 2002 kpss: orta asya türk devletlerinde sosyal hayatı d&uu... 2011 kpss ortaöğretim soruları ve yanıtları genel yetenek testi soruları - pdf dosya indir genel yetenek testi cevap anahtarı - pdf dosya indir genel kültür testi soruları - pdf dosya indir genel kültür testi cevap anahtarı - pdf dosya indir 2) 2011 kpss önlisans soruları ve yanıtları genel yetenek testi soruları - pdf dosya indir genel yetenek testi cevap anahtarı - pdf dosya indir genel kültür testi soruları - pdf dosya indir genel kültür testi cevap anahtarı - pdf dosya indir &... 1. saatteki hızları 60 km ve 40 km olan iki araç aynı anda a ve b kentlerinden birbirlerine doğru hareket ediyorlar. bu iki araç 3 saat sonra karşılaştıklarına göre a ve b kentleri arası kaç km’dir? a) 200 b) 250 ... sitemizde su anda 180 adet kpss ders video'su ve 32 adet çıkmış kpss sorusu bulunmaktadır 2010 yılında yapılan kpss soruları ve cevapları iç. sınavonlıne.net sizlere çok sayıda örnek kpss sınav soruları ve kpss deneme sınavları sunmaktadır. kpss soru bankası, geçmiş yıllarda çıkmış kpss soruları kpss soruları , kpss de çıkmış sorular ,indir,2010,2009,2008,2007,2006,2005,2004, 2003,2002,2001 kpss soruları , kpss de çıkmış sorular ve cevapları. kpss soruları geçmiş yıllarda çıkmış kpss soruları çözümlü kpss puan hesaplama kpss soruları kpss konu anlatımları pratik kpss bedava dersler ücretsiz kpss matematik, geometri, öss, oks, kpss , ales, sbs puan hesabı, universite sınavlarına hazırlık ve çok daha fazlası ., çıkmış kpss sinavi soru ve ce... 2010 kpss soruları.. 2010 kpss kopya skandalı.. yine kopya... not: eğitim - matematik - coğrafya - türkçe eklenecektir.. takip edin... hatırladığınız ve burada olmayan mat-coğ-eğitim- türkçe sorularını aşağıdaki yorum ekleme bölümünden ekleyiniz.. saygılar 2010 kpss tarih soru ve cevapları soru: kitab-ı bahriye’nin yazarı ve haritalarıyla ünlü denizci kimdir? cevap: piri reis soru: sivas kongresi ve erzurum kongresi’nin ortak olmayan maddeleri nelerdir? cevap: temsil heyetinin sadece doğu bölgeleri tarafından seçilmesi ve doğuyu temsil etmesi. soru: misak-ı milli’ye g&... önceki yıllarda kpss çıkmış sorular videosu izle indirkpss önlisans arkakapak kpss önlisans genel yetenek cevap anahtarı kpss-önlisans 2008 genel yetenek testi 2008 kpss önlisans genel kültür cevap anahtarı 2008 kpss önlisans genel kültür testi kpss 2008 ortaöğretim kpss-önlisans 2008 ortaöğretim ön kapak kpss-önlisans 2008 ortaöğretim genel yetenek cevap anahtarı kpss-önlisans 2008 ortaöğretim genel yetenek testi kpss-önlisans 2008 ortaöğretim genel kültür cevap anahtarı kpss-önlisans 2008 ortaöğretim genel kültür testi kpss-önlisans 2008 ortaöğretim arka kapak kpss-önlisans 2008 ortaöğretim son kapakönceki yıllarda kpss çıkmış sorular youtube videosu... kpss konu testleri – kpss çıkmış sorular – kpss sınav soruları- kpss cevapları- sınav soruları kpss konu testleri coğrafya konu testi matematik konu testi genel yetenek konu testi dosya şifresi : www.perims.net kpss ders notları için tıklayınız. kpss konu testleri – kpss çıkmış sorular – kpss sınav soruları- kpss cevapları- sınav soruları kpss konu testleri coğrafya konu testi matematik konu testi genel yetenek konu testi ... kpsstumsorular.rar... içerikte eğitim bilimleri, genel yetenek, genel kültür soruları mevcut umarım kpss ye çalışan arkadaşların işine yarar...http://rapidshare.com/files/31201335/kpss_sorulari.rar... kpss 2006 genel yetenek soruları kpss 2006 genel kültür soruları genel yetenek cevap anahtarı kpss genel kültür cevap anahtarı etiketler; kpss çıkmış sorular, kpss sınavları, kpssde çıkmış sorular, kpss sınavlarında çıkan sorular, kpss soruları, 2006 kpss, 2008 kpss, kpss çıkan sorular, kpss deneme, kpss genel yetenek, genel kültür, sınav,online, çıkmış sorular, önceki sınavlar, geçmiş yıllardaki sorular,kpss geçmiş sınavlar,kpss geçmiş yıllar, kpss de çıkan sorular, kpss sınavları,önceki kpss sorular ...
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "quy_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
e1c778818d05bc1ea6ad702936c39b50
keep
[]
[ 6.099999904632568, 10, 9.600000381469727, 9, 10, 8.399999618530273, 8.600000381469727, 9, 0 ]
./CC-MAIN-20141030025823-00061-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.2.gz
786,875,184
17,499
58,744
http://www.webilgi.com/biyoloji/132-nukleotit-asitler.html
text/html
2014-11-01T03:14:33
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9993000030517578, 0.000699999975040555, 0 ]
Nükleotit Nükleotit, bir fosfat, bir pentoz ve bir azotlu organik bazın bir araya gelmesiyle oluşan, nükleik asitlerin monomerleri. Azotlu organik bir baz, beş karbonlu şeker ve bir tane fosforik asit bulundurur. Azotlu organik bazlar pürinler ve pirimidinlerden oluşur. Pürinler; adenin, guanin, pirimidinler; sitozin, timin ve urasildir. Beş karbonlu şekerler (pentoz), riboz ve deaksiriboz'dur.Riboz RNA'nın _ deoksiriboz ise DNA'nın yapısına katılır.Riboz karon atomunun hidroksil atomuyla birleşmiş halidir.Deoksiriboz ise aynı karbon atomuna hidrojen bağlanmıştır.Bu yüzdende ribozda deoksiribozdan bir molekül oksijen atamu fazladır. NÜKLEİK ASİT BİLEŞENLERİ Nükleik asitlerin altbirimleri (yapıtaşları) nükleotitlerdir. Herbir altbirim;azotlu bir baz, 5 karbonlu bir (pentoz) şeker ve fosfat grubundan oluşur.Bazlar, iki halkalı purin ve tek halkalı pirimidin olmak üzere iki gruba ayrılır.Adenin (A) ve guanin(G), purin baz olarak hem DNA hem de RNA’nın yapısında yeralır.Sitozin (C) hem DNA hem de RNA’da, timin (T) ise yalnızca DNA’da bulunan pirimidin bazlardır.RNA’da timinin yerini diğer bir pirimidin-urasil(U) almıştır.Molekül olarak timin ve urasil,timinin 5.pozisyonunda (C5) metil grubu (CH3) içermesiyle farklılık gösterir . Purin (A,G) bazlarının N9’dan ve pirimidin (C,T ve U) bazlarının N1’den pentoz şekerin N1 pozisyonuna B-N glikozid bağ ile bağlanmasından nükleozidler oluşur.Nükleik asitlerin DNA (deoksiribonükleik asit) ve RNA (ribonükleik asit) olarak adlandırılması, nükleozidin yapısındaki şekerin 2’ pozisyonunda OH grubunun varlığı (bu durumda riboz) veya yokluğundan (deoksiriboz) kaynaklanır.Şekerde (C2’ pozisyonunda) OH’ın olmaması nedeniyle DNA’daki nükleozidler deoksiadenozin,deoksiguanozin,deoksisitidin ve deoksitimidin olarak,RNA’dakiler ise adenozin,guanozin,sitidin ve uridin olarak adlandırılır.Ancak bir RNA olan tRNA’nın yapısında timin bulunur.Bu farklılık ribotimidin olarak belirtilir. Nükleotitler,nükleozidlerin fosfat esterleridir.Nükleik asitlerdeki herbir nükleotit birimi, biri C5’-OH,diğeri C3’-OH gruplarıyla esterleşmiş fosfat grupları içerir.Deoksiribonükleotitler DNA’nın, ribonükleotitler RNA’nın yapıtaşlarıdır.Nükleozid yapısında yeralan şekerler birden fazla OH grubu içerdiğinden deoksiribonükleotitler 3’ ve 5’, ribonükleotitler ise 2’,3’ ve 5’ fosfat esterleri oluşturabilir.Bu kimyasal özelliğe uygun olarak adenozin 5’ fosfat, 5’-ribonükleotit (adenilik asit ya da kısaca AMP) olarak tanımlanırken, deoksisitidin 3’-fosfat ise, 3’-deoksi(ribo)nükleotit (sitidilik asit veya kısaca dCMP) olarak tanımlanabilir. Eğer nükleotidin şeker birimi üzerinde iki tane fosfat mono esteri varsa nükleozid bifosfat (örneğin, guanozin 3’-5’ bifosfat), pirofosforik asitin nükleozid mono esteri (pirofosfat bağ veya fosfoanhidrit bağ) şeklinde bulunuyorsa nükleozid difosfat (örneğin ADP) denilir.Tripolifosforik asit nükleozid esterleri şeklinde uzatılırsa nükleozid trifosfatlar (örneğin ATP) olarak isimlendirilir.Bir tek fosfat grubu hem C3’-OH hem de C5’-OH grubuyla esterleşerek halkasal nükleotit oluşur (3’-5’ halkasal nükleotit,kısaca cAMP ya da cGMP gibi). b. NÜKLEOTİT POLİMERİZASYONU VE DNA’NIN BİRİNCİL YAPISI Bir nükleotit 5’- pozisyonundaki fosfatı ile diğer bir nükleotidin 3’-OH grubu arasında fosfodiester bağ oluşturarak birleşirse dinükleotit oluşur.Bu ikili yapının serbest 3’-OH ucuna birkaç nükleotit eklenerek oligonükleotitler, daha fazla sayıda nükleotit eklenerek polinükleotit zincirler oluşturulur.Bir polinükleotit zincir 5’ uçta fosfat, 3’ uçta OH ile sonlanarak DNA ve RNA’nın primer (birincil) yapısını belirler.DNA ve RNA’nın omurgasını şeker ve fosfatlar, genetik bilgi içeriğini ise özgün tip ve sayıdaki bazlar oluşturur . c.WATSON-CRICK BAZ EŞLEŞMESİ VE DNA’NIN İKİNCİL YAPISI Moleküler biyoloji biliminin temeli 1953’de James Watson ve Francis Crick tarafından ilk kez DNA’nın üç boyutlu yapısının bir model olarak açıklanmasıyla atılmıştır: DNA dışta şeker-fosfat omurgası,içte bazların yeraldığı çift sarmal iki polinükleotit zincirden oluşan bir moleküldür.Polinükleotid zincirler biri 3’-5’,diğeri 5’-3’ yönde antiparaleldir ve zincirler hidrojen bağlar ile birarada tutulurlar.Bir polinükleotit zincirin özgün nükleotit dizilimi diğerinin benzeri değil,tamamlayıcısıdır.Bu nedenle herbir zincir kalıp olarak diğerinin özgün nükleotit diziliminin de belirleyicisidir.Bu özellik, nükleik asitlerin kalıtım molekülü olarak kopyasının çıkmasını ve aktarılmasını, genetik bilginin RNA’ya ve proteine dönüştürülmesini sağlar. Watson-Crick baz eşleşmesi olarak da tanımlanan bu purin-pirimidin ya da tersi baz eşleşmeleri DNA’nın ikincil yapısını oluşturur.İki polinükleotit zincir A ile T arasında iki, G ile C arasında üç hidrojen bağı oluşturarak birarada tutulur .Hidrojen bağ oluşumu az da olsa enerji salınmasına neden olur.Böylece baz eşleşmesiyle sağlanan küçük enerjiler ve ek olarak hidrofobik etkileşimler, çift sarmalın termodinamik kararlılığını sağlar.Bu nedenle polinükleotitlerin baz bileşimi veya dizilim özelliği serbest enerji değişimini bu da sarmalın kararlılığını etkiler. Fizyolojik koşullarda genellikle DNA’daki bir baz çifti diğerine yaklaşık 3.4 angström (A ) ve eksene yaklaşık 36o’lik bir açı yaparak –fosfodiester bağ ile birleşirler.Böylece DNA’da her 10 baz-çiftini içeren kısım yaklaşık 360o dönerek 34 Ao fiziksel uzunlukta bir sarmal oluşturur.Sarmal genellikle sağa dönümlüdür.DNA’da herbir baz çiftinin sarmalın dış yüzeyine yönelik kısımlarında,özgün hidrojen bağ verici veya alıcı gruplardan ve hidrofobik ceplerden oluşan büyük ve küçük oluk şeklinde yapılar bulunur.Bu yapılar ve özgün nükleotit dizilimi,tüm çift sarmal DNA’nın - baştan sona geometrik yapısını ve buradan işlevini etkileyebilir.Örneğin, DNA’nın içinde bulunduğu fizyolojik koşullar değiştiğinde DNA’ya bağlanan düzenleyici proteinlerin bağlanma özelliği de değişerek bu bölgelerde gen etkinliğinin değişmesine neden olurlar d.RİBONÜKLEİK ASİTLER (RNA) Birincil yapıları DNA’ya benzer.5’-3’ şeker fosfat bağlantılı doğrusal dizilmiş nükleotitlerden (A,G,C ve U) oluşur.Ancak DNA’dan, şeker-fosfat omurgasında deoksiriboz yerine riboz,nükleotitlerde timin yerine urasilin yeralmasıyla farklılaşır.Tüm RNA’lar RNA polimeraz enzimiyle DNA’nın kalıp sarmalının belirli bir bölgesinden kopya çıkartılarak sentezlenirler.Birincil yapıları –ribozdaki OH nedeniyle daha az dayanıklıdır.Ancak Watson-Crick baz eşleşimiyle kendi üzerine katlanarak çift sarmal ve saç tokası görünümlü, eşleşmemiş kısımlarda ise tek sarmallı ilmik şeklinde ikincil yapılara dönüşebilirler.Örneğin,tRNA’nın ikincil yapısı bu şekilde oluşur. İkincil yapılar da kendi üzerinde katlanarak ya da diğer moleküllerle üç boyutlu yapılara dönüşmek üzere katlanırlar. RNA moleküllerinin işlevleri DNA’ya göre daha çok yönlü ve daha karmaşıktır. Örneğin,bazı RNA molekülleri; a-proteinlerin amino asit birimlerinin şifrelerini taşıyarak genetik bilgi akışına aracılık ederler (mRNA) b- Protein sentezi için platform organeli olan ribozomların yapısına katılırlar (rRNA) c-mRNA’daki şifreyi (kodonları) okuyarak taşıdığı amino asitleri buna uygun şekilde dizilmesini sağlayan adaptör moleküllerdir (tRNA). d- Ribonükleoprotein kompleksleri ya da küçük RNA molekülleri şeklinde düzenleyici molekül olarak iş görürler. Bunlara ek olarak,kodlayıcı özelliği olmayan ve bir başka RNA’ya komplementer (tamamlayıcı ya da antisens RNA olarak da adlandırılan) kısa RNA molekülleri de vardır.Bunlar RNA:RNA eşleşmeleri yaparak hedef RNA’nın normal işlevini baskılayan bir repressör olarak da iş görürler.Ayrıca sarmallardan biri RNA diğeri DNA olan RNANA dubleksleri şeklinde çift sarmallar da oluşabilmektedir.Bunlar; 1.RNA polimerazın DNA’dan kopya çıkartması (transkripsiyon) sırasında, 2.DNA sentezi öncesi Okazaki parçacıkları şeklinde kısa RNA primer (başlangıç) dizilerinin oluşumu sırasında, 3.Revers transkriptaz enziminin viral RNA’dan DNA sentezlemesi sırasında ortaya çıkmaktadır.Bu tip melez sarmallar in vitro koşullarda da oluşturulmuş ve ısıya bağlı denatürasyonlara karşı (DNANA eşleşleşmelerine göre) daha dayanaklı oldukları gösterilmiştir. mRNA mRNA’lar DNA’daki genetik bilgiyi protein sentez organeli olan ribozomlara aktaran aracı moleküllerdir. Uzunlukları taşıdığı genetik bilgiye göre ve kodlayıcı olmayan (intron) bölgelerine göre değişken olabilir.Prokaryotlarda daha kısa ömürlüdürler ve toplam hücre ağırlığının çok az bir kısmını oluştururlar.Ökaryotik mRNA’lar daha dayanıklıdır.Saatlere varan ömürleri vardır ve toplam hücre ağırlığının %3 kadarını oluştururlar.Prokaryotik hücrelerde DNA, sitoplazmada serbest olarak bulunduğundan (çekirdek zarı bulunmadığından) mRNA sentezi devam ederken mRNA 5’ uçtan ribozoma bağlanır ve aynı anda protein sentezi yapılabilir.Ökaryotik hücrelerde ise tüm RNA’lar çekirdekte sentezlenir Protein sentez öncesi bazı değişiklikler geçirerek olgunlaşır ve daha sonra sitoplazmaya aktarılırlar. Aktif bir genden binlerce RNA kopyası oluşturulabilir.Herbir mRNA molekülü de binlerce polipeptide dönüştürüldüğünden küçük bir DNA bölgesinde bulunan genetik bilgi,böylece özgün bir proteinin milyonlarca kopyasının sentezini sağlayabilir.Örneğin,ipek böceğinin herbir ipek salgı hücresi tarafından ipeğin yapısında bulunan fibroin protein geninden 10 000 kadar mRNA kopyası çıkartılır.Herbir fibroin mRNA’sından 100 000 fibroin protein molekülü sentezlendiğinden 4 günlük sürede yaklaşık bir milyar fibroin proteini oluşturulur. Genetik kod kurallarına ökaryotik mRNA’sı,proteinin amino asit dizilimine uygun bir nükleotit dizilimi ya da ekson (kodlayıcı bölge) içermesine karşın gen, daha uzun nükleotit bileşimi içermektedir.Kodlayıcı olmayan nükleotit dizileri (intronlar) ilk oluşturulan mRNA’da yer alırken, daha sonraki işleme sırasında kesilerek çıkartıldıklarından olgun mRNA’da bulunmazlar. tRNA (transfer RNA) Proteinlerin yapısında bulunan amino asitleri ribozomlara taşıyan ve mRNA’daki üçlü şifreyi (kodonları) tanıyan adaptör moleküllerdir.Ökaryotik hücrelerin çoğunda 60-70 farklı tRNA bulunurken,prokaryotik hücrelerde, örneğin E.coli’de 20 farklı amino için ~40 kadar farklı tRNA iş görmektedir.Tüm tRNA’ların 3’OH (akseptör) ucunda CCA evrensel ortak nükleotit dizisi bulunur.Ancak CCA nükleotidleri tRNA genleri tarafından kodlanmaz.Transkripsiyon sonrası tRNA nükleotidil transferaz enzimiyle tRNA’ya eklenir.Amino asitler,herbir amino asite özgün olan amino açil tRNA sentetaz enzimiyle CCA’nın adenozin biriminin riboz şekerine ester bağıyla kovalent olarak bağlanır.tRNA’nın diğer önemli bir bölgesi antikodon ucudur.Bu bölge,mRNA (üçlü) kodonlarıyla baz eşleşmesi yaparak şifrenin tanınmasını sağlar. Birincil yapıdaki tRNA, nonkovalent etkileşimlerle yonca yaprağını andıran ikincil yapıya dönüştürülür.tRNA’nın işlevi için kendi üzerine katlanarak hidrojen bağlarla oluşturduğu “L” harfi şeklindeki karakteristik üçüncül yapıya geçmesi gereklidir.tRNA molekülleri arasındaki büyüklük farklılıkları,”D”(dihidroksi uridin) kolu ve ”değişken “ kollardaki nükleotid farklılıklarından kaynaklanır.tRNA’lar normal bazlara ek olarak değişime uğramış bazlar da içerir.Örneğin ribotimidin (T,5-metiluridin) ve pseudouridin (U,uridinin C5’ –C2’glikozid bağla bağlanmış bir izomeridir),tüm tRNA’larda “TUC” kolunda yer lan değişik bazlardandır.TRNA antikodonu ile mRNA kodonlarının eşleşmesi A-U,G-C standart baz eşleşmesidir.Ancak “Wobble”baz eşleşmesi olarak da tanımlanan G ile U’nun ve inozin (I) bazı ile kodonun 3.pozisyonundaki C,U ya da A ile eşleşmesi de oluşabilmektedir.Metionin ve triptofan dışında diğer amino asitlerin herbiri birden fazla tRNA tarafından (isoaccepting tRNA) protein sentezine sokulabilmektedir rRNA (ribozomal RNA) Hücrelerde en fazla bulunan RNA’dır.rRNA’lar özgün tip ve sayıda ribozomal proteinlerle (r-protein) birleşerek ribozomları oluştururlar.Ribozomlar,hem prokaryotik hem de ökaryotik hücrelerin protein sentez organelleridir.E.coli’de 20000 kadar ribozom,hücre kuru ağırlığının %25 kadarını oluşturur.Hızla büyüyen bir memeli hücresi ise ~10 milyon ribozom içerebilir.Tüm hücrelerdeki ribozom sayısı,hücrenin protein sentez aktivitesine göre değişebilir. Ribozomlar biri diğerinin yaklaşık iki katı olan iki alt birimden oluşur.Alt birimler ve içerdiği rRNA tipleri,ultrasantrifüj çökme sabit sayıları (S) ile tanımlanır.Bir bütün prokaryotik ribozomu 70S,ökaryotik ribozomu ise 80S büyüklüğe sahiptir.Prokaryotik ribozomun küçük altbirimi 30S büyüklükte ve 16S rRNA ve 21 proteinden oluşur.Büyük altbirim ise 50S büyüklüktedir;23S ve 5S rRNA’dan ve 34 ribozomal proteinden oluşur.Ribozomlar herbir rRNAdan ve proteinden birer kopya içerir (Sadece 50S altbirimde bir proteinin 4 kopyası bulunur).Ökaryotik ribozomların küçük alt birimi 40S büyüklüktedir ve 18S rRNA’dan ve yaklaşık 30 ribozomal proteinden oluşurken,büyük altbirim 60S büyüklükte ve 5S,5.8S ve 28S rRNA ve yaklaşık 45 ribozomal proteinden oluşmaktadır. Ribozomların önemli bir özelliği, birbirlerinden ayrılmış da olsa ribozomal proteinlerin ve rRNA’ların uygun (in vitro) koşullarda yeniden işlevsel yapıya sahip olabilmeleridir.Ribozomlar protein sentezi için yalnızca esnek bir platform değil, protein-protein ya da protein-rRNA etkileşimleriyle kataliz olaylarına da karışan aktif yapılardır.Örneğin büyük ribozomal altbirim,peptidil transferaz reaksiyonuyla peptid bağ oluşumunu katalizlerken, RNAaz uygulanmasıyla peptid bağın oluşmamış olması bu reaksiyonun RNA katalizli bir reaksiyon olduğu hipotezini desteklemektedir.Ayrıca bakteri 23S rRNA’sının tRNA molekülünün 3’CCA ucuyla etkileşerek peptidil transferaz aktivitesinde doğrudan rol oynadığı da gösterilmiştir.RNA’ların kendilerini replike eden,parçalayan makromoleküller (ribozimler) olduğu da göz önüne alınırsa bu moleküllerin protein sentez reaksiyonlarını katalizlediğinin gösterilmesi hücrelerin evrimsel gelişmesinin anlaşılmasını kolaylaştırmıştır. Küçük RNA molekülleri ve spliceosome: Ökaryotik hücrelerde transkripsiyonla ilk oluşturulan pre-mRNA’lar,hem ökaryotik hem prokaryotik pre-tRNA ve pre-rRNA molekülleri başlangıçta daha büyük ve işlevsizdirler.Bu RNA’lar kendileri tarafından (otokatalitik) ya da enzimatik olarak değişikliğe uğratılırlar ve işlev kazanırlar.Spliceosome’lar, RNA kopyalarının özgün bölgelerden tanınıp kesilmesinde rolü olan küçük RNAmoleküllerinden ve proteinden oluşan (ribonükleoprotein) yapılardır. Bu yapıların RNA bileşenleri 50-200 nükleotid uzunlukta olup bazılarının (U1,U2 ,U4 ,U5 ve U6) işlevleri bilinmektedir.
[ "tur_Latn" ]
allowed
1861d0b045d1d9e2b2da5ee7c496d3f7
keep
[]
[ 8.5, 10, 10, 9.300000190734863, 10, 10, 10, 1, 10 ]
./CC-MAIN-20140901014524-00321-ip-10-180-136-8.ec2.internal.warc.gz
1,237,721,565
26,707
134,687
http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/222877-emniyet-kemeri-ve-kovalent-baglar-konulu-bir-kompozisyon-yazar-misiniz.html
text/html
2014-09-03T02:24:25
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 1, 0, 0 ]
ATOMUN EMNİYET KEMERİ: ZAYIF NÜKLEER KUVVET Şu an yeryüzündeki düzeni sağlayan en önemli etkenlerden biri de atomun kendi içinde dengeli bir yapıya sahip olmasıdır. Bu denge sayesinde maddeler bir anda bozulmaya uğramaz ve insanlara zarar verebilecek ışınları yaymaz. Atom bu dengesini çekirdeğindeki protonlarla nötronlar arasında var olan"zayıf nükleer kuvvet" sayesinde elde eder. Bu kuvvet özellikle içinde fazla nötron ve proton bulunduran çekirdeklerin dengesini sağlamada önemli bir rol oynar. Bu dengeyi sağlarken gerekirse bir nötron protona dönüşebilir. Bu işlem sonucunda çekirdekteki proton sayısı değiştiği için artık atom da değişmiş farklı bir atom olmuştur. Burada sonuç çok önemlidir. Bir atom parçalanmadan başka bir atoma dönüşmüş ve varlığını korumaya devam etmiştir. İşte bu şekilde de canlılar kontrolsüz bir şekilde çevreye dağılıp insanlara zarar verecek parçacıklardan gelebilecek tehlikelere karşı adeta bir emniyet kemeri gibi korunmuş olur. 3. ELEKTRONLARI YÖRÜNGEDE TUTAN KUVVET: ELEKTROMANYETİK KUVVET Bu kuvvetin keşfedilmesi fizik dünyasında bir çığır açtı. Her cismin kendi yapısal özelliğine göre bir "elektrik yükü" taşıdığı ve bu elektrik yükleri arasında bir kuvvet olduğu öğrenilmiş oldu. Bu kuvvet zıt elektrik yüklü parçacıkların birbirini çekmesini aynı yüklü parçacıkların da birbirlerini itmelerini sağlar. Bu sayede bu kuvvet atomun çekirdeğindeki protonlarla çevresindeki yörüngelerde dolaşan elektronların birbirlerini çekmelerini sağlar. İşte bu şekilde atomu oluşturacak iki ana unsur olan "çekirdek" ve "elektronlar" bir araya gelme fırsatı bulurlar. Bu kuvvetin şiddetindeki en ufak bir farklılık elektronların çekirdek etrafından dağılmasına ya da çekirdeğe yapışmasına neden olur. Her iki durumda da atomun dolayısıyla madde evreninin oluşması imkansız hale gelir. Oysa bu kuvvet ilk ortaya çıktığı andan itibaren sahip olduğu değer sayesinde çekirdekteki protonlar elektronları atomun oluşması için gereken en uygun şiddette çeker. 4. EVRENİ YÖRÜNGELERDE TUTAN KUVVET: YERÇEKİMİ KUVVETİ Bu kuvvet algılayabildiğimiz tek kuvvet olmasına rağmen aynı zamanda da hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz kuvvettir. Yerçekimi olarak bildiğimiz bu kuvvetin gerçek adı "kütle çekim kuvveti"dir. Şiddeti diğer kuvvetlere göre en düşük kuvvet olmasına rağmen çok büyük kütlelerin birbirini çekmelerini sağlar. Evrendeki galaksilerin yıldızların birbirlerinin yörüngelerinde kalmalarının nedeni bu kuvvettir. Dünyanın ve diğer gezegenlerin Güneş'in etrafında belirli bir yörüngede kalabilmelerinin nedeni de yine yerçekimi kuvvetidir. Bizler bu kuvvet sayesinde yeryüzünde yürüyebiliriz. Bu kuvvetin değerlerinde bir azalma olursa yıldızlar yerinden kayar dünya yörüngesinden kopar bizler dünya üzerinden uzay boşluğuna dağılırız. En ufak bir artma olursa da yıldızlar birbirine çarpar dünya güneşe yapışır ve bizler de yer kabuğunun içine gireriz. Tüm bunlar çok uzak ihtimaller olarak görülebilir ama bu kuvvetin şu an sahip olduğu şiddetinin dışına çok kısa bir süre dahi çıkması bu sonlarla karşılaşmak için yeterlidir. Yerçekiminin olmadığı bir ortamda ancak özel düzenekler kullanılarak belli bir süre kalınabilir. Çünkü canlılar ancak yerçekiminin var olduğu bir sistemde hayatını devam ettirebilir. Bu konuda araştırma yapan bütün bilim adamları bahsettiğimiz temel kuvvetlerin büyük bir özenle tespit edilmiş olmasının evrenin varlığı için vazgeçilmez olduğunu kabul etmektedir. Ünlü moleküler biyolog Michael Denton Nature's Destiny: How the Laws of Biology Reveal Purpose in the Universe (Doğanın Kaderi: Biyoloji Kanunları Evrendeki Amacı Nasıl Gösteriyor) adlı kitabında bu gerçeği şöyle vurgular: Eğer yerçekimi kuvveti bir trilyon kat daha güçlü olsaydı o zaman evren çok daha küçük bir yer olurdu ve ömrü de çok daha kısa sürerdi. Ortalama bir yıldızın kütlesi şu anki Güneşimiz'den bir trilyon kat daha küçük olurdu ve yaşama süresi de bir yıl kadar olabilirdi. Öte yandan eğer yerçekimi kuvveti birazcık bile daha güçsüz olsaydı hiçbir yıldız ya da galaksi asla oluşamazdı. Diğer kuvvetler arasındaki dengeler de son derece hassastır. Eğer güçlü nükleer kuvvet birazcık bile daha zayıf olsaydı o zaman evrendeki tek kararlı element hidrojen olurdu. Başka hiçbir atom oluşamazdı. Eğer güçlü nükleer kuvvet elektromanyetik kuvvete göre birazcık bile daha güçlü olsaydı o zaman daevrendeki tek kararlı element çekirdeğinde iki proton bulunduran bir atom olurdu. Bu durumda evrende hiç hidrojen olmayacak yıldızlar ve galaksiler oluşsalar bile şu anki yapılarından çok farklı olacaklardı. Açıkçası eğer bu temel güçler ve değişkenler şu anda sahip oldukları değerlere tamı tamına sahip olmasalar hiçbir yıldız süpernova gezegen ve atom olmayacaktı. Hayat da olmayacaktı. Ünlü fizikçi Paul Davies ise evrendeki fizik yasalarının bu tespit edilmiş ölçüleri karşısındaki hayranlığını şöyle ifade eder:Ve insan kozmolojiyi araştırdıkça inanılmazlık giderek daha belirgin hale gelir. Evrenin başlangıcı hakkındaki son bulgular genişlemekte olan evrenin hayranlık uyandırıcı bir hassasiyetle düzenlenmiş olduğunu ortaya koymaktadır.12 Tüm evrende yerçekimi gibi temel kuvvetlerin üzerine kurulmuş üstün bir tasarım ve kusursuz bir düzen hüküm sürmektedir. Bu düzenin Sahibi elbette her şeyi kusursuzca yoktan var eden Allah'tır. Çağdaş fizik ve astronominin en önde gelen kurucusu ve "yaşamış en büyük bilim adamı" sayılan Isaac Newton (1642-1727) bu gerçeği şu şekilde ifade eder: "Güneş sisteminin gezegenlerin ve kuyruklu yıldızların harika sistemleri yalnızca akıllı ve güçlü bir varlığın kudretiyle sürebilir. Bu varlık her şeyi yönetir yalnızca dünyanın ruhunu değil her şeyi O Allah'tır." Tüm evrende bu temel kuvvetlerin üzerine kurulmuş üstün bir tasarım ve kusursuz bir düzen hüküm sürmektedir. Bu düzenin Sahibi elbette her şeyi kusursuzca yoktan var eden Allah'tır. En küçük kuvvetle yıldızları yörüngelerinde tutan en şiddetli kuvvetle küçücükatomun çekirdeğini kaynaştıran Alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Bütün kuvvetler O'nun koyduğu "ölçü"lere göre hareket eder kaynak
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "ltz_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
38f664ece38ce29b757d365c596e0581
keep
[]
[ 8.300000190734863, 9.899999618530273, 10, 10, 10, 10, 10, 4, 0 ]
./CC-MAIN-20140820021355-00440-ip-10-180-136-8.ec2.internal.warc.2.gz
282,998,336
21,577
127,181
http://www.blogcu.com/etiket/polimerin+hayat%C4%B1m%C4%B1zdaki+yeri
text/html
2014-08-30T22:28:08
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9994000196456909, 0.0006000000284984708, 0 ]
polimerler çoksayıda molekülün kimyasal bağlarla düzenli bir sekilde bağlanarak oluşturdukları yüksek molekül ağırlıklı bileşiklerdir. “poli” latince bir sözcük olup çok sayıda anlamına gelir. polimerler “monomer” denilen birimlerin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. buna basit bir örnek olarak “polistren” verilebilir. polistren birçok stren monomerinin monomerinin bir araya gelmesi ile oluşmuştur. yukarıda görüldüğü gibi stren monomerinin polimerizasyonu ile bu monomeri çok sayıda içeren polistren elde edilmektedir. organik kimyacılar ondokuzuncu yüzyılın ortalarında bazı denemelerinde rastlantısal olarak yüksek molekül ağırlıklı madd... polimerler çoksayıda molekülün kimyasal bağlarla düzenli bir sekilde bağlanarak oluşturdukları yüksek molekül ağırlıklı bileşiklerdir. “poli” latince bir sözcük olup çok sayıda anlamına gelir. polimerler “monomer” denilen birimlerin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. buna basit bir örnek olarak “polistren” verilebilir. polistren birçok stren monomerinin monomerinin bir araya gelmesi ile oluşmuştur. yukarıda görüldüğü gibi stren monomerinin polimerizasyonu ile bu monomeri çok sayıda içeren polistren elde edilmektedir. organik kimyacılar ondokuzuncu yüzyılın ortalarında bazı denemelerinde rastlantısal olarak yüksek molekül ağırlıklı madd... mikroküreler giriş mikroküreler içlerindeki etken maddenin moleküler düzeyde ya da makroskopik partiküller halinde disperse edildiği, birkaç um’den mm boyutlarına kadar değişen çap dağılımına sahip, katı, küresel, partiküller şeklindeki kontrollü salınımı sağlayan ilaç taşıyıcı sistemlerdir. burada “kontrollü salım” deyimi; 1- etken maddenin salınım hızının 2- etken maddenin vücuttaki biyolojik dağılımının kontrol edilmesini ifade etmektedir. dolayısıyla mikroküreler, hem oral hem prenteral yolla sürekli etki elde edilmesi, i.m., i.p., s.c., perkütan, intra-artiküler, oftalmik veya nazal yolla bölgesel kontrollü etken madde salımı, ... polimerlerde moleküler ağırlık ıı bir polimerin molekül ağırlığı, sentezi ve kullanımı açısından büyük önem taşır. bunun sebebi polimerin molekül ağırlığı ile mekanik özellikleri arasında doğrudan bir ilişki olmasıdır. genelde, bir polimerin mekanik dayanıklılığı, molekül ağırlığı arttıkça artar (tabiki de belli bir limit noktasına kadar . dolayısıyla sağlam malzeme yapımı için yüksek molekül ağırlıklı polimerler gereklidir. dayanıklılık dışında diğer başka özellikler de molekül ağırlığına bağlıdır. aslında değişik polimer özellikleri değişik molekül ağırlıklarında optimum değerlerine ulaşırlar. mesela film ya da tabaka yapımında kullanılacak polimerin molekül ağırlığı ile boru yapımında kullan... <!-- /* font definitions */ @font-face {font-family:"cambria math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:1; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 0 0 0 0 0;} @font-face {font-family:calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;} /* style definitions */ p.msonormal, li.msonormal, div.msonormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt; margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"calibri","sans-serif"; mso-f... <!-- /* font definitions */ @font-face {font-family:"cambria math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:1; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 0 0 0 0 0;} @font-face {font-family:calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;} /* style definitions */ p.msonormal, li.msonormal, div.msonormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt; margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"calibri","sans-serif"; m... polimerler; çoksayıda molekülün kimyasal bağlarla düzenli bir sekilde bağlanarak oluşturdukları yüksek molekül ağırlıklı bileşiklerdir. “poli” latince bir sözcük olup çok sayıda anlamına gelir. polimerler “monomer” denilen birimlerin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. buna basit bir örnek olarak “polistren” verilebilir. polistren birçok stren monomerinin monomerinin bir araya gelmesi ile oluşmuştur. yukarıda görüldüğü gibi stren monomerinin polimerizasyonu ile bu monomeri çok sayıda içeren polistren elde edilmektedir. organik kimyacılar ondokuzuncu yüzyılın ortalarında bazı denemelerinde rastlantısal olarak yüksek molekül ağırlıklı maddeler sentezlediler. bu yüzyılın ikinci yarısından itibaren polimer konusundaki araştırmalar gelişmiş ve yeni polimer... yapay elyafların kullanım alanları dünya elyaf üretiminde yapay elyafların payı giderek yükseliyor. 1998 yılı dünya elyaf üretimi bir önceki yıla oranla 2.840 bin ton artarak 47.8 milyon tona yükseldi. yapay elyafların payı ise % 53'ten %58'e yükseldi. dünyadaki yapay elyaf üretimi 1998 yılında %1 artarak 27.8 milyon tona ulaştı. selülozik yapılı yapay elyaf üretimi %3 azalarak 2.8 milyon ton olarak gerçekleşirken, sentetik yapay elyaf üretimi %1 artarak 25 milyon ton olarak gerçekleşti. dünya çapında yapay elyaf üretiminin bölgesel dağılımı büyük bir değişiklik gösterdi: asya ve özellikle uzakdoğu'nun dünya üretiminden %65... odtü'den yeni bir buluş daha cep telefonu ve televizyon gibi elektronik cihazların ekranlarını plastik yaptılar..20.11.2007 13:07 odtü’lü araştırmacılar cep telefonu, tv, elektronik gazete gibi görüntü cihazlarının ekranlarını plastik malzemeyle ucuza üretilmesini olanaklı kılan yeni bir malzeme geliştirdi. yeşil renk oluşturulamadığı için bugüne kadar kullanılamayan plastik malzemeler, odtü’deki "devrim" niteliği taşıyan son gelişmeyle kullanılabilir hale geldi. yeni teknoloji, bina ve taşıtlarda ısı ve ışık yalıtımında kullanılan "akıllı camların" literatürdeki eksikliklerini de tamamlarken, maliyetleri de düşürecek yenilikler getiriyor. çalışma bilim dünyasının önemli referans dergileri arasındaki ... odtü, mutfak ortamında ’sentetik elmas’ı buldu odtü’lü bilim adamları üretimi son derece pahalı olan sentetik elması, bir evin mutfağında birkaç pil ve tuz ile üretebilecek bir yöntem geliştirdi. odtü buluşu ile ilgili abd’de patent koruması aldı ve tüm dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. odtü’lü araştırmacılar, dünyada yüksek bir maliyetle elde edilebilen sanayi elmasını, bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar kolay ve ucuz bir yöntemle ürettiler. odtü buluşu ile ilgili ... odtü’lü bilim adamları üretimi son derece pahalı olan sentetik elması, bir evin mutfağında birkaç pil ve tuz ile üretebilecek bir yöntem geliştirdi. odtü buluşu ile ilgili abd’de patent koruması aldı ve tüm dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. odtü’lü araştırmacılar, dünyada yüksek bir maliyetle elde edilebilen sanayi elmasını, bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar kolay ve ucuz bir yöntemle ürettiler. odtü buluşu ile ilgili abd’de patent koruması aldı ve dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. elmas yapımı için 6 voltluk bir batarya, sofra tuzu, ... odtü’lü bilim adamları üretimi son derece pahalı olan sentetik elması, bir evin mutfağında birkaç pil ve tuz ile üretebilecek bir yöntem geliştirdi. odtü buluşu ile ilgili abd’de patent koruması aldı ve tüm dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. odtü’lü araştırmacılar, dünyada yüksek bir maliyetle elde edilebilen sanayi elmasını, bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar kolay ve ucuz bir yöntemle ürettiler. odtü buluşu ile ilgili abd’de patent koruması aldı ve dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. elmas yapımı için 6 voltluk bir batarya, sofra tuzu, bir miktar su, kloroform, uygun bir çözücü ve 2 adet çelik çubuğun bir araya gelmesi yeterli oluyor. yeni teknikle üretilen e... odtü'lü araştırmacılar, dünyada yüksek bir maliyetle elde edilebilen sanayi elmasını, bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar kolay ve ucuz bir yöntemle üretti. odtü'de elektrokimyasal yöntemle poli adı verilen özel polimerin sentezinden üretilen elmas otomotiv ve tıpta kullanılabilecek. sert uçlu kesiciler de üretilebilecek. kimya bölümü öğretim üyesi prof. dr. levent toppare, yard. doç. dr. michael pitcher ve yusuf nur'dan oluşan odtü'lü grup, doğada bilinen en sert ve dayanıklı maddelerden biri olan yapay elmas teknolojisine yeni bir açılım getirmeyi başardı. elmasın analiz çalışmaları tamamlandığında, tıp, otomotiv, beyaz eşya gibi pek çok sanayi dalında kullanılması bekleniyor. prof. dr. toppare'nin verdiği bilgiye göre, sana... odtü’lü bilim adamları üretimi son derece pahalı olan sentetik elması, bir evin mutfağında birkaç pil ve tuz ile üretebilecek bir yöntem geliştirdi. odtü buluşu ile ilgili abd’de patent koruması aldı ve tüm dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. odtü’lü araştırmacılar, dünyada yüksek bir maliyetle elde edilebilen sanayi elmasını, bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar kolay ve ucuz bir yöntemle ürettiler. odtü buluşu ile ilgili abd’de patent koruması aldı ve dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. elmas yapımı için 6 voltluk bir batarya, sofra tuzu, bir miktar su, kloroform, uygun bir çözücü ve 2 adet çelik çubuğun bir ara... odtü’lü bilim adamları üretimi son derece pahalı olan sentetik elması, bir evin mutfağında birkaç pil ve tuz ile üretebilecek bir yöntem geliştirdi. odtü buluşu ile ilgili abd’de patent koruması aldı ve tüm dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. odtü’lü araştırmacılar, dünyada yüksek bir maliyetle elde edilebilen sanayi elmasını, bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar kolay ve ucuz bir yöntemle ürettiler. odtü buluşu ile ilgili abd’de patent koruması aldı ve dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. elmas yapımı için 6 voltluk bir batarya, sofra tuzu, bir miktar su, kloroform, uygun bir çözücü ve 2 adet çelik çubuğun bir araya gelmesi yeterli oluyor. yeni tekn...
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "eng_Latn", "eng_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
f501060dd4259be98c4ea02d40006446
keep
[]
[ 6.900000095367432, 8.899999618530273, 10, 8.699999809265137, 10, 9.600000381469727, 9.300000190734863, 10, 5.5 ]
./CC-MAIN-20150226074103-00068-ip-10-28-5-156.ec2.internal.warc.15.gz
249,742,556
16,939
61,090
http://tr.wikipedia.org/wiki/Triboloji
text/html
2015-03-04T13:08:23
cc15
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9995999932289124, 0.00039999998989515007, 0 ]
Triboloji Triboloji (İngilizce; tribology), sürtünme, aşınma ve yağlama konularını inceleyen bilim ve teknoloji dalıdır. Triboloji sözcüğü eski Yunan dilindeki tpιBo (tribo) "sürtünme" ile λόYoς (logos) "prensip veya mantık" kelimelerinden türetilmiştir. Konu başlıkları - 1 Tarihçe - 2 Triboloji alanındaki araştırmalar - 3 Dış bağlantılar - 4 Kaynakça Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir] Tekerleğin icadından önce ağır yükleri silindirik kalaslar üzerinde kaydırarak bir yerden bir yere taşıyan insanlık, bu kalasları ıslatarak sürtünmenin ve aşınmanın önüne geçme konusunda ilk adımları atmıştır. Tekerleğin MÖ 3000'li yıllarda Sümerler tarafından keşfiyle beraber insanlık dönel elemanların yataklama ve bu yataklardaki aşınma problemleriyle tanışmış ve bunlara hal çareleri aramaya koyulmuştur. Ortaçağda İtalyan mimar ve mühendis Leonardo da Vinci (1452-1519), Fransız fizikçiler Amontons (1663-1705) ve Coulomb (1736-1806), mekanik ile ilgili çalışmalarda bulunmuşlardır. Coulomb sürtünme konusunda bugün de geçerliliğini koruyan sürtünme kanunu'nu ortaya koymuştur. Sıvı sürtünmesi konusunda Newton (1643-1727), Poiseuille (1799-1869), Hagen (1797-1884), Stokes (1819-1903), Reynolds (1842-1912) araştırmalar yapmışlar ve bugünkü Triboloji biliminin temelini atmışlardır. Alman makine mühendisi Richard Stribeck (1861-1950), kaymalı yataklar üzerinde yaptığı deneylerde sürtünmeye etki edebilecek bütün değerleri sabit tutmuş, devir sayısını ve buna bağlı olarak çevresel hızı değiştirerek bugün Stribeck eğrisi olarak bilinen eğriyi elde etmiştir. Son yıllarda Türk mühendis Ali Erdemir'in çalışmaları dünyada yankı uyandırmaktadır. Erdemir, R&D ödülünü daha önce 1991 yılında, borik asidin motor ve makinelerde sürtünme ve aşınma özelliğini bularak, 1998 yılında ise geliştirdiği atom karbon bir film kaplama ile sürtünme katsayısını sıfıra indirerek kazanmıştı. Son olarak nanoteknoloji kullanarak geliştirdiği yapay elmas özelliği taşıyan buluşu ile R&D ödülünü 2003 yılında 3. kez kazandı. Triboloji alanındaki araştırmalar[değiştir | kaynağı değiştir] Triboloji araştırmaları ve eğitimi üniversitelerin makine mühendisliği ve metalürji bölümlerinde yapılır. Ayrıca birçok sanayi kuruluşları ve araştırma enstitüleri bu konuda kurmuş oldukları (AR-GE) laboratuvarları ile bu konuda incelemeler yapmaktadırlar. Triboloji alanındaki araştırmalar başlıca üç gruba ayrılır. Bu araştırmalarda genellikle malzemelerin sürtünme katsayısının ve aşınma oranlarının belirlenmesi, sürtünmeyi ve aşınmayı etkileyen doğal mekanizmaların bulunması (atmosfer, yük miktarı, hız, vb.), sürtünmeyi ve aşınmayı azaltacak malzemelerin veya endüstriyel yağlarının bulunması gibi konuları içerir. Bazı durumlarda sürtünmenin azaltılması değil çoğaltılması da gerekebilir. Örneğin fren ve debriyaj malzemelerinin sürtünme katsayılarının yüksek olması tercih edilir. Sürtünme[değiştir | kaynağı değiştir] Sürtünme teknikte, birbiriyle temasta olan ve birbirine göre izafi hareket yapan ya da yapma eğiliminde olan iki cismin harekete karşı gösterdikleri direnç olarak tarif edilir. İki cisim arasındaki izafi hareketi meydana getirmek isteyen kuvvete karşı, cisimlerin temas yüzeyleri arasında hareketi engelleyen ve sürtünme kuvveti olarak tanımlanan bir karşı kuvvet oluşur. Sürtünme kinematik olarak, kayma, yuvarlanma ve kayma ve yuvarlanma şeklinde olur. Birbirlerine temas eden yüzeyler arasında izafi hareket yoksa statik sürtünmeden söz edilir. İzafi hareket iki cisim yüzeyleri arasında mevcutsa bu durumdaki sürtünmeye dinamik veya kinetik sürtünme denir. Sürtünme kuvveti sabit değildir ve sürtünme katsayısına bağlıdır ve bu katsayının değişimiyle beraber değişir. Sürtünme katsayısı statik sürtünme durumunda en büyük değerini alır. Dolayısıyla sürtünme kuvveti de izafi hareketin başlangıcından hemen önce en büyük değerini almış olur. İzafi hareket yapan cisimlerin söz konusu yüzeyleri arasına yağlayıcı bir madde konulup konulmaması açısında sürtünme, kuru sürtünme, sıvı sürtünme ve bu iki sürtünme türü arasında kalan yarı sıvı sürtünme olmak üzere üç durumda incelenir. Aşınma[değiştir | kaynağı değiştir] Aşınma, birbirine temas eden ve birbirlerine göre izafi hareket yapan sürtünme halindeki cisimlerin yüzeylerinde sürtünme etkisiyle oluşan ve istenilmeyen malzeme kaybıdır. Bunun sonucu olarak makine elemanları giderek aşınır ve fonksiyonlarını sıhhatli olarak yerine getiremez hale gelir. Belli başlı aşınma türleri; adhezyon aşınması (yapışma), abrazyon aşınması, yorulma (pitting)'dır. Korozyon kimyasal ve elektrokimyasal bir aşınma türüdür ve Triboloji biliminin konusu değildir ve burada ele alınmayacaktır. Adhezyon (yapışma) aşınması[değiştir | kaynağı değiştir] Birbirine temas eden cisimlerin gerçek temas yüzeyleri aslında çok çok küçük olduğundan çok küçük yüklerde dahi yüksek basınç altındadırlar. Bu durumda malzemeler plastik deformasyona uğrayarak birbirine gerçek temas yüzeylerinden mikro kaynak ile bağlanırlar. Bu sırada iki cisim arasında devam eden izafi hareket sonucu kaynak bağı kopar ve sonuçta cismin birinden malzeme eksilmesi oluşur. Abrazyon aşınması[değiştir | kaynağı değiştir] Abrazyon aşınması, birbirine göre izafi hareket yapan iki cisim arasına çevre etkisiyle yabancı sert parçacıkların girmesi ve bu parçacıkların yumuşak yüzeye gömülerek sert yüzeyden sanki eğelercesine veya zımparalarcasına malzeme kaldırmasıyla kendini gösteren bir aşınma türüdür. Sert parçacıklar gömüldükleri yüzeyde de tahribat yaparlar ve yüzeyi hareket yönünde çizerler. Yorulma (pitting) aşınması[değiştir | kaynağı değiştir] Yorulma (pitting), dişli çarklar, rulmanlı yataklar, kam mekanizmaları gibi birbirleriyle sürekli temas halindeki yüzeylerde sıkça görülen bir aşınma türüdür. Bu tür makine elemanlarında temas alanları küçük olduğundan temas yüzeylerinde Hertz basınçları meydana gelir. Bu basınçlar sonucu yüzeyin hemen altında kayma gerilmelerine sebebiyet verir. Kayma gerilmelerinin maksimum olduğu noktada plastik deformasyon meydana gelir. Bu deformasyon zamanla yüzeye ilerleyerek yüzeyde çukurcuklar meydana getirir. Bu olaya yorulma aşınması denir. Kavitasyon aşınması[değiştir | kaynağı değiştir] Kavitasyon veya çukurlaşma, akım makinelerinin fanlarında görülebilen bir sıvı erozyonu türüdür. Kavitasyon buharlaşma basıncının altına düşen basınçlarda akışkan içinde lokal buharlaşmaların vuku bulması, daha sonra bu gaz boşluklarının çevresindeki sıvıyla hızlıca doldurulması ve bu sırada büyük bir basınç dalgası oluşur. Bu basınç dalgası çevresindeki metale oldukça büyük zararlar verir ve kısa zamanda kavitasyon sebebiyle fan kullanılamaz hale gelir. Yağlama[değiştir | kaynağı değiştir] Sürtünmeyi azaltmak, aşınmayı kısmen ya da tamamen önlemek ve sıcaklığın yükselmemesini temin etmek gayeleriyle birbirlerine temas eden makine elemanları arasında yağlayıcılar kullanılırlar. Yağlayıcılar katı, sıvı, yarı katı (gresler) ve gaz yağlayıcılar olmak üzere dört gruba ayrılırlar. Yağlayıcılar[değiştir | kaynağı değiştir] Yağlayıcı maddelerden beklenen özellikler kuru ve sıvı sürtünme hallerinde farklıdır. Sıvı sürtünme halinde yağlayıcıların viskozitesi (akışkanlık) önem kazanırken, yarı sıvı sürtünme halinde yağlayıcıların ıslatma kabiliyeti ve buna bağlı olarak kimyasal bileşimi ön plana geçer. Bu sebeple sıvı sürtünme halinde sıvı ve nadiren gaz yağlayıcılar kullanılırken, yarı sıvı sürtünme halinde katı ve katkılı sıvı yağlayıcılar kullanılmaktadır. Adhezyon, abrazyon ve korozyon aşınmalarının önlenmesinde yağlayıcıların önemi çok büyüktür. Katı yağlayıcılar[değiştir | kaynağı değiştir] Yarı sıvı sürtünmesi halinde aşınmayı ve enerji kaybını önlemek için sürtünen yüzeylere kuvvetli olarak yapışan bir yağlayıcı tabaka oluşturmak gerekir. Bunu en iyi katı yağlayıcılar yapabilmektedir. Katı yağlayıcılar tek başlarına veya sıvı yağlatıcıların içinde katkı maddesi olarak kullanılırlar. En çok kullanılan katı yağlayıcılar grafit ve molibden disülfittir. Bunların dışında asbest, çeşitli plastikler, mika ve talk da yağlayıcı olarak kullanılmaktadır. Sıvı yağlayıcılar[değiştir | kaynağı değiştir] Özellikle kaymalı yataklar gibi sıcaklık yükselmesinin, mahsurlu olduğu ve sürtünme dolayısıyla oluşan ısının çabucak uzaklaştırılmasının gerektiği yerlerde yağlayıcı olarak sıvı yağlayıcılar kullanılır. Sıvı yağlayıcılar organik, madeni ve sentetik yağlar olmak üzere üçe ayrılır. Organik yağlar genelde gıda olarak tüketildiklerinden ve kısa ömürlü olduklarından pek kullanılmazlar. Sentetik yağlarsa iyi yağlama özelliği göstermelerine rağmen çok pahalıdırlar. Bu sebeplerden ve yağlama performanslarından dolayı madeni yağlar yağlayıcı olarak en çok kullanılan yağlardır. Madeni yağlar genelde ham petrolden distilasyon (damıtma) yöntemiyle elde edilen hidrokarbon bileşikleridir. Gresler[değiştir | kaynağı değiştir] Gresler içinde katılaştırıcı katkı maddelerinin bulunduğu sıvı yağlardan oluşmuş yarı katı yağlayıcılardır. Katılaştırıcı madde olarak genellikle alüminyum, baryum, kalsiyum, lityum, sodyum gibi madeni sabunlarla, bentonit ve mika gibi organik esaslı sabun olmayan maddeler kullanılır. Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir] Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir] - Soydan, Y. ve Ulukan L.; Temel TRİBOLOJİ "Sürtünme Aşınma Yağlama Bilimi ve Teknolojisi" - Tagem Kopisan Yayınevi, ISBN 978-605-428-403-0 - Akkurt, Mustafa; Makina Elemanları - Cilt 3, Birsen Yayınevi, ISBN 975-511-179-4 - Babalık, Fatih C.; Makine Elemanları ve Konstrüksiyon Örnekleri - Cilt 2, Vipaş, ISBN 975-564-109-2 - Okday, Şefik; Makina Elemanları - Cilt 2, Matbaa Teknisyenleri Basımevi - Askeland, Donald R.; Malzeme Bilimi ve Mühendislik Malzemeleri - Cilt 2, Nobel Yayın Dağıtım, ISBN 975-591-106-5 - Spotts, M.Franklin; Design of Machine Elements, Prentice-Hall, 1978 - Issler, L.; Hasar Bilgisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Yayınları, 1976
[ "cjk_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "crh_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "eng_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
27bc36f57273dd86a5ea910fb853d627
keep
[]
[ 8.300000190734863, 9.699999809265137, 10, 9.699999809265137, 10, 9.800000190734863, 10, 10, 0 ]
./CC-MAIN-20150226074110-00077-ip-10-28-5-156.ec2.internal.warc.gz
93,149,885
11,278
38,824
http://fmanager2008.blogcu.com/bosaltimda-gorevli-yapi-ve-organlar/6503321
text/html
2015-03-06T20:00:11
cc15
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9997000098228455, 0.0003000000142492354, 0 ]
rehberlik haber planlar yazililar indirelim pes fm cm fifa odev konu anlatimi 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf sosyal kulupler tutanaklar kpss matematik4 matematik5 matematik6 matematik7 matematik8 Spor Günlük Eğitim 2014 TEOG sınavı soru ve cevapları açıklandı 2013-2014 İlkokul-Ortaokul-Lise 2.Dönem 1.Yazılı Soruları-İndir 2013-2014 İlkokul,Ortaokul,Lise 2.Dönem Şök Toplantı Tutanakları Pro Evolution Soccer 2013 Demo Download İndir Pes 2013 Türkçe Spiker İndir Download Pes 2013 Spor Toto Süper Lig Yaması indir Pes 2013 indir - Full indir - tek link Football Manager 2013 Türkçe yama indir Football Manager 2013 - Full - Oyun indir - Download - Yükle Fifa 2013 Full İndir-Download Boşaltımda görevli yapı ve organlar Böbrekler, akciğerler, karaciğer, deri ve kalın bağırsak atık maddeleri vücudumuzdan uzaklaştıran organlardır. Bu organlar atık maddeleri idrar, solunum, terleme ve dışkı yoluyla atar. Eğer bu atık maddeler vücudumuzdan uzaklaştırılmadıkları takdirde zehirleyici olabilir. Bunun sonucu olarak vücudumuz görevlerini yerine getiremez. Deri Vücudumuzdan suyun ve tuzun fazlasını terleme yoluyla dışarı atar. Akciğerler Kan içindeki karbon dioksiti ve suyu soluk verme esnasında vücut dışına atar. Karaciğer Proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan zehirli bir maddeyi, daha az zararlı olan üreye dönüştürür. Kalın bağırsak Su, safra ve besin atıklarının dışkı şeklinde vücuttan atılmasını sağlar. Böbrekler Kan içindeki zararlı atıkları ve üreyi süzerek idrar şeklinde vücuttan uzaklaştırır. Boşaltım Sistemimizi Oluşturan Yapı ve Organlar Besin içeriklerinin hücrelerimiz tarafından kullanılması sonucunda atık maddeleroluşur. Oluşan bu atık maddeler hücrelerimizden kanımıza geçer. Atık maddelerle kirlenmiş kanın vücudumuza zarar vermemesi için bir an önce temizlenmesi gerekir. Bu atık maddeler vücudumuzdan boşaltım yoluyla uzaklaştırılır. Tıpkı fabrikaların zehirli atıkları temizleyerek uzaklaştıran arıtma tesisleri gibi vücudumuzdan atık maddeleri uzaklaştıran ve boşaltım sistemi adı verilen bir sistem vardır. Boşaltım sistemimiz; böbrekler, üreter, idrar kesesi ve üretradan oluşur. Böbrekler boşaltım sistemimizin önemli organlarından biridir. Böbreklerin Boşaltım Sistemi İçin Önemi Böbrekler: Bel omurlarımızın iki yanında yer alan organlarımızdır. Böbreğin şekli fasulyeye benzer. Yaklaşık uzunluğu 10 cm’dir. Böbreklerimizin görevi, vücudumuzun çeşitli faaliyetleri sonucu oluşan atık maddeleri kanımızdan süzerek uzaklaştırmaktır. Kanımızda atık maddelerin yanı sıra karbonhidratların, yağların ve proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan küçük moleküller ile vitamin ve su gibi yararlı maddeler de bulunur. Öyleyse, böbreklerimizin kanımızı süzerken kanımızın içindeki yararlı maddeleri koruyup atık maddeleri uzaklaştırması gerekir. Peki böbrekler kanımızı süzerek nasıl temizler? Kanımız, böbreğimizin temel birimi olan nefronlar tarafından süzülerek temizlenir. Her bir böbrekte, yaklaşık bir milyon nefron bulunur. Nefronlar boşaltım maddelerini kandan süzer ve idrar oluşumunu sağlar, böylece kanımızı temizler. Peki, böbreklerimiz idrarı nasıl oluşturduğunu biliyor musunuz? Ülkemizde böbrek nakli ihtiyacı karşılanabiliyor mu? Ülkemizde yaklaşık 30 bin kronik böbrek yetmezliği hastası, haftanın üç günü diyaliz cihazına bağlı olarak “böbrek nakli olabilmek umuduyla” hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak bu hastaların yılda sadece 600’ü bu imkânı elde edebiliyor. Ülkemizde bugüne kadar toplam 4800 böbrek nakli yapılmıştır. Yeterli sayıda organ bağışı yapılmadığından böbrek nakli ihtiyacı karşılanamamaktadır Hastalara böbrek nakli nasıl yapılıyor? Yaşayan bir insanın böbreklerinden birinin nakil ihtiyacı olan bir başkasına ameliyatla nakledilmesi şeklinde yapılır. Ayrıca beyin ölümü geçekleşmiş bağışçının böbreğinin alınarak ihtiyacı olan bir kişiye verilmesi yoluyla da gerçekleşir. Önemli NOT:Kanımız böbreğimizin temel birimi olan nefronlar tarafından süzülerek temizlenir. Böbreklerimizin kanımızı süzerek atıkları idrar şeklinde uzaklaştırır.
[ "tuk_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "uzn_Latn", "mlt_Latn", "tpi_Latn", "fao_Latn", "yue_Hant", "grn_Latn", "kmr_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "crh_Latn", "crh_Latn", "crh_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tuk_Latn", "zsm_Latn", "taq_Latn", "taq_Latn", "taq_Latn", "taq_Latn", "taq_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "nno_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "eng_Latn", "eng_Latn", "eng_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
aab9a9d1e938302f489467d148e42cd4
keep
[]
[ 7.800000190734863, 9.600000381469727, 10, 10, 10, 9.699999809265137, 10, 4, 0 ]
./CC-MAIN-20141017005723-00055-ip-10-16-133-185.ec2.internal.warc.4.gz
8,862,866
32,159
164,176
http://akseres23.blogcu.com/6-sinif-fen-ve-teknoloji-1-unite-konu-anlatmi/9692354
text/html
2014-10-21T03:44:25
cc14
[ "tur_Latn", "crh_Latn", "tuk_Latn" ]
[ 0.9995999932289124, 0.00039999998989515007, 0 ]
ÜNİTE 1:CANLILARDA ÜREME BÜYÜME VE GELİŞME Hücrenin Yapısı ve Görevleri A- CANLILIK HÜCREYLE BAŞLAR : 1- Canlıların Ortak Özellikleri : Çevremizdeki varlıklar canlı ve cansız varlıklar olarak iki grupta toplanırlar. Cansız varlıklar katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerden oluşur. Canlı varlıklar insanlar, hayvanlar ve bitkilerden oluşur. Canlı varlıkların tamamında görülen özelliklere canlıların ortak özellikleri denir. Bütün canlılarda görülmeyen özellikler ise ortak değildir. (Fotosentez yapma, yer değiştirme, iskelete sahip olma…). Canlıların Ortak Özellikleri Şunlardır ; 1- Hücrelerden oluşma. 2- Beslenme. 3- Büyüme ve gelişme. 4- Hareket etme. 5- Solunum yapma. 6- Boşaltım yapma. 7- Çoğalma yani üreme. 8- İrkilme yani tepki verme. 2- Hücrenin Yapısı ve Görevleri : Bir canlıyı oluşturan en küçük yapı birimine hücre denir. (Bir canlının canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir). Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir hücreden, bazıları da çok sayıda hücreden oluşmuştur. Her canlıyı oluşturan hücrelerin sayısı ve büyüklüğü aynı değildir. Canlıyı oluşturan hücrelerin görevlerine göre şekli ve büyüklüğü farklı olabilir. (Bilinen en küçük hücre, bakteridir. En büyük hücre deve kuşu yumurtasının sarısı, en uzun hücre de yaklaşık 1 m uzunluğunda olan sinir hücreleri örnek olarak verilebilir). Hücre gözle görülemeyip mikroskopla incelenir. Mikroskopla canlıları ilk inceleyen bilim adamı Lövenhuk’ tur. (16.yy da terzilik yaparken büyüteçte kumaşları incelerken mikroskobu bulmuştur). Lövenhuk incelediği göl suyunda tek hücreli canlıları görmüştür. Hücre ilk defa 1665 yılında İngiliz bilim adamı Robert Hook tarafından bulunmuştur. Robert Hook şişe mantarını incelerken gördüğü boş odacıklara (bal peteği şeklinde) hücre adını vermiştir. a) Hücre Sayısına Göre Canlı Çeşitleri : Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir hücreden, bazıları da çok sayıda hücreden oluşmuştur. Bu nedenle canlılar hücre sayısına göre tek hücreli canlılar ve çok hücreli canlılar olarak iki grupta toplanırlar. 1- Tek Hücreli Canlılar : Tek bir hücreden oluşan canlılara tek hücreli canlılar denir. Bakteriler, amip, mantarlar, öglena, terliksi hayvan (paramesyum) ve mavi – yeşil algler tek hücreli canlılardır. 2- Çok Hücreli Canlılar : Çok sayıda hücreden oluşan canlılara çok hücreli canlılar denir. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler çok hücreli canlılardır. Çok hücreli canlılarda dokular bulunur). b) Hücre Çeşitleri : Hücreler gelişmişlik düzeyine göre prokaryot (ilkel) hücreler ve ökaryot (gelişmiş) hücreler olmak üzere ikiye ayrılır. 1- Prokaryot (İlkel) Hücreler : En basit yapılı hücrelerdir. Prokaryot hücrelerde çekirdek zarla çevrilmemiştir ve kalıtsal madde (DNA) sitoplazma içinde dağınık haldedir. Prokaryot hücrelerde hücre zarı, sitoplâzma ve zarsız organel olan ribozom bulunur. Ribozom dışında organelleri bulunmaz. Bakterilerin ve mavi – yeşil alglerin (su yosunlarının) hücreleri prokaryot hücredir. 2- Ökaryot (Gelişmiş) Hücreler : Çekirdeği ve organelleri zarla çevrilmiş olan hücrelere ökaryot (gelişmiş) hücreler denir. Ökaryot hücreler hücre zarı, sitoplâzma ve çekirdek olmak üzere üç kısımdan oluşurlar. Bazı tek hücreli canlıların, mantarların, bitkilerin, insanların ve hayvanların (çok hücreli canlılar) hücreleri ökaryot hücredir. c) Hücrenin Görevleri : Canlıların yaşamlarını sürdürebilmek için yaptığı beslenme, solunum, dolaşım, boşaltım, sindirim, üreme, büyüme, gelişme, gibi faaliyetlere yaşamsal faaliyetler denir. Canlılarda gerçekleşen yaşamsal faaliyetlerin tamamı hücre tarafından yapılır. Yani hücrenin görevi, yaşamsal faaliyetleri gerçekleştirmektir. d) Hücrenin Yapısı : Hücre dıştan içe doğru hücre zarı, sitoplâzma ve çekirdek olmak üzere üç kısımdan oluşur. Hücre ve Organeller HÜCRE VARLIK: Duyu organlarımızla algılayabildiğimiz her şeye varlık denir. CANLI VARLIK CANSIZ VARLIK 1- Tek Hücreliler(Ör: bakteri) Ör: madde 2- Çok Hücreliler(Ör: bitki- hayvan ve insan) Canlıların, canlılık özelliği gösteren en küçük parçasına hücre denir. Hücreler yaşayan organizmaların yapısal ve fonksiyonel en küçük birimidir. Hücreler gelişmişlik düzeyine göre ikiye ayrılır: 1-Prokaryot Hücreler: Bu hücrelerin zarlı organelleri ve belirgin bir zarla çevrili çekirdeği yoktur. Yalnızca hücre zarı, sitoplazma ve zarsız organel olan ribozom taşırlar. Kalıtım maddeleri (DNA) sitoplazmada bulunur. Örneğin bakteri, mavi- yeşil alg prokaryot hücrelidir. 2- Ökaryot Hücreler: Bu tip hücrelerin zarla çevrili çekirdeği, zarla çevrili organelleri, hücre zarı ve sitoplazması vardır. Örneğin protistler, mantarlar, hayvanlar, bitkiler ökaryot hücrelidir. Ökaryot bir hücre dıştan içe doğru üç kısımdan oluşur: I- Hücre zarı II- Sitoplazma III- Çekirdek I-HÜCRE ZARI: Hücrenin en dışında yer alan ve hücreye şekil veren kısımdır. Hem bitkisel, hem hayvansal hücrelerde bulunur. Çift katlı, ince bir zar olan hücre zarı üzerinde madde alış verişini sağlayan delikler (porlar ) vardır. Hücre zarı canlı, saydam, esnek, seçici ve geçirgendir. Zarın kimyasal yapısını, yağlar, karbonhidratlar ve proteinler oluşturur. Zarın yapısı hakkında iki model geliştirilmiştir: 1- Sandviç (birim zar ) modeli 2- Akıcı mozaik modeli. Sandviç modeli zarın yapısını açıklar ancak madde alış verişini açıklayamadığı için kabul görmemiştir. Akıcı mozaik modeline göre hücre zarı iki sıra yağ molekülü arasında serbest olarak bulunan protein ve glikoproteinlerden oluşur. Madde alış verişi zar yüzeyindeki porlarla sağlanır. Hücre zarından geçebilen maddeler: Küçük moleküller ( glikoz, aminoasit, su, madensel tuzlar), yağda eriyen A, D, E, K vitaminleri, nötr moleküller (oksijen ve karbondioksit )’tir. Hücre zarının görevleri: 1- Hücreyi dış etkenlerden korumak 2- Hücreye şekil vermek 3- Madde alış verişini kontrol etmektir. Hücre Çeperi: Bitkisel hücrelerde hücre zarının dışında bulunur. Selüloz adı verilen ölü bir maddeden yapılmıştır. Hücre duvarının selülozdan yapılmış olması, hücrenin madde alış verişini engellemez. Çünkü hücre duvarında da porlar vardır. Hücre çeperi cansız, kalın dayanıklı, esnek olmayan, tam geçirgen ve selüloz yapıdadır. II- SİTOPLAZMA: Hücre zarı ile çekirdek arasını dolduran, renksiz, yarı saydam, yumurta akı kıvamında (kolloid) bir sıvıdır. Sitoplazma canlıdır ve hücrenin bütün hayatsal faaliyetleri burada oluşur. Büyük bir çoğunluğu sudan oluşan sitoplazmada, sudan başka, organik, inorganik maddeler, organeller, madensel tuzlar, hormonlar ve vitaminler de bulunur. Organik Madde: Sadece canlıların yapısında bulunan yağlar, karbonhidratlar ve proteinler bu grubu oluşturur. İnorganik Madde: hem canlıların, hem de cansızların yapısında bulunabilen su ve madensel tuzlar bu grubu oluşturur. Organeller: Sitoplazmanın içinde yapıları ve görevleri birbirinden farklı küçük parçacıklar vardır. Bunlara organel denir. ORGANELLER ZARSIZ ORGANELLER * ribozom *sentrozom TEK KAT ZARLI ORGANELLER * endoplazmik redikulum * golgi cisimciği * lizozom * koful ÇİFT KAT ZARLI ORGANELLER * plastitler * mitokondri 1- Ribozom: Protein sentezinin yapıldığı yerdir. Endoplazmik redikulumun çekirdek zarının üzerinde olabildiği gibi sitoplazma içinde serbest de olabilir. Aminoasit ve RNA bulundurur. Virüs hariç tüm canlılarda ribozom bulunur. 2- Sentrozom: Yalnızca hayvan hücresinde bulunur. Sentriol denilen birbirine dik iki silindirik yapıdan oluşur. Görevi, hücre bölünmesi sırasında iğ ipliklerini oluşturmaktır. 3- Endoplazmik Redikulum: Hücre zarı ile çekirdek arasında bulunur ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlar. Kıvrımlı bir yapısı olup, kanallar sistemidir. Hücre içi taşıma ve depolama sistemi olarak görev görür. İki çeşittir; ribozom taşıyanlar (granüllü e.r), ribozom taşımayanlar (granülsüz e.r). Granüllü endoplazmik redikulum, ribozom sayesinde protein sentezine yardımcı olur. Granülsüz endoplazmik redikulum ise yağ sentezine yardımcı olur. 4- Golgi Cisimciği: Yapı olarak endoplazmik redikuluma benzer. Endoplazmik redikulumun kıvrılıp, üst üste yassı kesecikler oluşturmasıyla meydana gelir. Başlıca görevleri şunlardır: Salgı maddelerinin üretilmesini sağlar.( vücudumuzun tükürük, ter, süt bezlerinde çok bulunur.) Depo görevi görür. ( hücrede yağ ve protein sentezi arttığında şişerek, hacmi büyür.) Lizozom ve koful oluşumunda etkilidir. Sindirim enzimi üretir. Yağların sentezinden, hücre zarının yapım ve onarımından sorumludur. Sperm ve alyuvar hücrelerinde golgi bulunmaz. 5-Lizozom: Yalnızca hayvansal hücrelerde bulunur. Bitki hücrelerinde benzeri yapılar vardır. Burada sindirim enzimleri bulunur. Görevi hücre içi sindirimidir. Hücre yaşlandığı zaman patlar ve hücrenin kendi kendini sindirmesini sağlar (intihar kesecikleri). Bu olaya otoliz denir. Ayrıca hücreye giren yabancı proteinleri ve protein yapısındaki maddeleri parçalarlar. Karaciğer, dalak ve akyuvarlarda çok sayıda bulunur. 6-Koful: Daha çok bitki hücrelerinde görülür. Bitki hücrelerinde az sayıda ve büyük, hayvan hücrelerinde çok sayıda ve küçüktür. Bulunduğu hücrenin çeşidine göre depolama, sindirim, boşaltım gibi görevler üstlenir. Madde taşımacılığında etkilidir. Tek hücrelilerde besin ve boşaltım kofulları gibi çeşitleri vardır. 7- Plastitler: Sadece bitki hücrelerinde bulunur. Hücre ile gelişerek, bulundukları ortama göre, farklı renk pigment taneciklerini oluştururlar ve renklere göre farklı görevler üstlenirler. Plastitler ışık etkisiyle birbirlerine dönüşebilirler. Pigmentleri ve görevleri farklı plastitler üç çeşittir: a) Kloroplast: Yeşil renk pigmenti olan klorofil taşırlar. Bitkilerin yapraklarında, ham meyve ve sebzelerinde, genç dallarında, otsu gövdelerinde bulunur. Kloroplastlar fotosentez olayını gerçekleştirir. Fotosentez sonucu besin ve oksijen üretilir. b)Kromoplast: Sarı, kırmızı ve turuncu renk pigmentlerini taşırlar. Böylece bitki ve meyvelere renk verirler, vitamin üretip depolarlar. Kloroplastın değişimi ile oluşurlar. c)Lökoplast: Renksiz plastitlerdir. Işık aldığında yeşil renkli kloroplastlara dönüşebilirler. Bitkinin tohumlarında, kök ve toprak altı gövdesi gibi depo organlarında bulunur. Lökoplastlarda protein, yağ ve nişasta gibi besinler depolanır. III- ÇEKİRDEK: Hücrenin bölünme ve büyüme faaliyetlerini yöneten kısımdır. Ökaryot hücrelerde bulunur. Genellikle hücrelerde tek çekirdek bulunur. Görevleri; hücreyi yönetmek, kalıtım bilgisini taşımak ve hücre bölünmesini sağlamaktır. İNSANLARDA ÜREME BÜYÜME VE GELİŞME Kavram1: büyüme nedir? Canlıda hücre sayısının ve boyutlarının artmasıdır.hayvanlarda sınırlı bitkilerde ise meristem doku sayesinde sınırsızdır. Kavram2:gelişme nedir? Büyüme ile bazı yeteneklerin kazanılmasıdır. Örn: tohumun çimlenmesi büyüme,bitkinin fotosentez yeteneği kazanması gelişmedir. Kavram3:üreme nedir? Canlıların kendilerine benzer fertler oluşturmasıdır. Üremenin amacı: Neslin devamını sağlar Kalıtsal özelliklerin yavrulara aktarılmasını sağlar. Uyarı: üreme canlının yaşamasını sürdürmek için gerekli değildir. Erkek üreme hücresi Spermin Özellikleri Özellikleri: Küçüktür Sitoplazması az Kamçılı ve hareketlidir Testislerde üretilir. Dişi üreme hücresi: yumurta ve özellikleri Yumurtalıkta üretilir Oval şeklindedir. Hareketsizdir Büyük ve bol sitoplazmalıdır. Sperm ve yumurtanın farkları: Erkek üreme organları ve görevleri: Testisler:ergenlikle birlikte testesteron hormonu salgılar.bu hormonla spermler üretilir.testisler kese içinde ve vücudu dışında bulunur.spermler yüksek sıcakta yaşayamaz. Bezler :kovpır,seminifer ve prostat bezlerinden oluşur.yaptığı salgılar spermin hareketini kolaylaştırır. Penis:spermlerin dişi bireye bırakılmasını sağlar. Dişi üreme organları ve görevleri: Yumurta kanalı:dişi üreme hücresi olan yumurtayı döl yatağına taşır.döllenme burada gerçekleşir. Döl yatağı(rahim) :embriyonun gelişme ortamıdır Yumurtalık:yumurta üretir.iki adet yumurtalık vardır. Vajina:spermlerin alınmasını sağlar. Kavram4: Embriyo :Canlı taslağıdır Döllenme nedir? Sperm ve yumurtanın birleşmesi olayıdır.Döllenmiş yumurta hücresine zigot denir. İnsanlarda üreme basamakları: Üreme hücreleri oluşumu Döllenme Gelişme
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "fao_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "uzn_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "swe_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "dan_Latn", "uzn_Latn", "slv_Latn", "vec_Latn", "tur_Latn", "kon_Latn", "tum_Latn", "slv_Latn", "lin_Latn", "tur_Latn", "hrv_Latn", "fij_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "hun_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "crh_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
allowed
bae1bc269af884dc74ac9f910dc7cd9c
keep
[]
[ 7.900000095367432, 9.899999618530273, 10, 9.199999809265137, 10, 10, 10, 7, 0 ]
End of preview. Expand in Data Studio

No dataset card yet

Downloads last month
21